Pazartesi, Mart 02, 2009

Dünya devletçiliğe muhtaç oldu!


Kara pazartesi yine ekonomide... Kriz, kriz, kriz... Her gün yeni bir bebek kriz doğuyor. 
Sabah sabah içimi açtı bu haber... 
AB, Doğu Avrupa ülkelerine kriz için istedikleri borcu veremeyeceğini açıklamış. AB anca kendi deliklerini kapasın. Kendi ekonomisi dibe vurmuş, kime nasıl ayrdım etsin zavallı AB :)) 
E işte gün ola devran döne... Taşıma suyla değirmen dönmez demiş benim canım atalarım. Yani şimdi bu sözü kendime batırsam iğne gibi... Evet canım yandı. Şimdi biraz da şu krizi başımıza belâ edenlere batırayım. İçten başlasam daha iyi galiba. hani şu çok iş bilen iktidarcılar var ya. İş miş bildikleri yok tabii... Onların bildikleri en güzel iş kendi ceplerini midelerini aksırıncaya, tıksırıncaya kadar doldurtmak. Eh artık bu dünyanın ötesine de bırakmadan yüce rabbim gösteriyor işte. Yediklerini bypaslarla temizlemeye çalışıyorlar. Kimsenin sağlığı ile ilgili böyle ağız kalabalığı sözcükler yazmak istemem ama inanın bu bypasedilen çok ama çok hak ediyor. Darısı diğerlerinin başına diyorum ki halkın halinden bari bir nebze olsun anlarlar umuduyla. Hani biraz Azrail'le sohbet etme odasına yaklaşınca belki bu saf halka neler ettiklerini net olarak görebiliyorlardır. Ne gemilerin, ne pırlantaların, ne pastörize yumurtaların, ne rafineri tesislerinin bir para etmediği; Sevim Tanürek'in alacaklı tarafında beklediği gerçek alemin biraz olsun birileri tarafından da öğrenilmesi gerekmez mi?
Ülkemizde hukuka karşı güven duygusunu aşındıran iktidarlar gitmekdikçe bizde bu krizden biraz zor kurtuluruz ama bakın görün ki elin adamı krizden kurtuluş yolu olarak Atatürk'ün 1920'lerde savunduğu ve alt yapısını oluşturduğu karma ekonomik sisteme ümit bağlamış durumda. 
Karma Ekonomik Sistem'in en önemli ayağı devletçilik Atatürk'ün olmazsa olmaz ilkelerinden. CHP'nin de altı okundan biri. Gelin görün ki bugüne kadar devletin elinde bu ulusun varından yoğundan arttırarak yoktan var ettiği kurumlar, kuruluşlar Özal'ın korkunç bir açılışıyla Yağma Hasan'ın Böreği gibi satıldı da satıldı... Halk sürekli kandırıldı:"Borçlarımız çok napacağız? Satacağız ki borçlarımızı ödeyelim... Satalım ki bu KİT'leri sırtımızdaki yükü atalım. Daha zengin olalım"
Halk hep aynı fakru zaruret içinde bekledi durdu mel mel... 
IMF geldi gitti; söylendi durdu:"Daha bu kurumu da satmadınız? Hemen çabuk! Sat onu da! Sat şunu da! Sat babam sat! Sata sata bitmedi memlelketi,n malı mülkü... Ne toprak kaldı, ne kurum! 
Baktılar olmuyor...
Buğday ekmeyeceksin! Pancar ekmeyeceksin! Pirinç ekmeyeceksin! Tütün ekmeyeceksin! Fındığını bedavaya verceksin!
Eee biz ne yaptık!
Bunları elin adamı ne derse yapan adamları(!) sürekli iktidara taşıdık...
Bizim aklımızla zorumuz mu var acep?
Yıllarca özelleştirme masalıyla halkı kandıran politikacılar acaba dünya ekonomisinin yeni kurtuluş yolu olan develetçiliği bu halka nasıl analatacaklar yüzleri kızarmadan?
Nasıl çıkacaklar karşımıza acaba? 
"Bakın Atatürk'ün yolunu tüm dünya ülkeleri kurtuluş olartak görüyor" diye nasıl diyebilecekler yüzümüze?
Atatürk'ün kurtuluş yolu nedir?
Bir ülkenin kendi kaynaklarına sahip çıkıp onlardan en fazla verimi alarak önce kendi halkına sonra dünyaya başı dik durabilen bir devlet yapısı... 
Ankara gibi bozkırda bugün yeşil bir Ankara varsa bu ancak ve ancak Atatürk'ün eseridir! Ve Atatürk Orman Çiftliği gibi bir cenneti bugün yok etmeyi kafaya koyan ise işte bugünki iktidar! Ainesi iştir kişinin; lâfa bazkılmaz!
Ama bizim sorunumuz kişilerin işlerine değil yalancı, çığırtan, külhanbeyi sözlerine bakmak galiba ki bugün koltuklarımızda oturan zevatları oraya oylarımla taşıyoruz... 

2 yorum:

Oya Kayacan dedi ki...

Neyse Rodi yaşıyormuş. Her şeye inat!

esintiler... dedi ki...

Çok sevindim ya Annoyacığım...
En kısa zamanda kendisini görmeye gideceğim...
Güzel haber...
Ellerinden öperim...