Cuma, Temmuz 14, 2017

sorular... sorunlular...

Toplumun ne kadar 15 Temmuz'u kutluyor acaba? Kaç kişi kan ağlıyor şimdi? Neyi kutluyor kutlayan?http://haber.sol.org.tr/toplum/koprude-bogazi-kesilen-askerin-ablasi-kardesim-katlediliyor-hem-de-hicbir-seyden-haberi

Pazar, Haziran 11, 2017

Yaz, yaz, yaz!

Yaz gelince yazmak derdindeyim yine... Okumaktan, izlemekten yorgun omuzlarım yazarken belki iyileşir kendince diye yazmaya asılmak istedim birden bire... İstanbul'un hâlâ süren bahar havaları ruhumun en iyi ilacı... Bu yüzden seviyorum şehrimi hep bu yüzden... Gülüyoruz beraberce yedi tepesiyle birlikte ansızın ıslanan acemi insanlarına İstanbulum 😂 "Böyle de hava mı olur" diye söylendikçe bu İstanbul'la hâlâ tanışamış insanlara kahkahalar koy veriyoruz birlikte! Yedi tepe esiyor bir anda püfür püfür...Alıyor bulutları kuzey girişinden bir taşıyışı var ki güneye doğru... Koyu gri bulutlar yer yer yarılıyor aradan ışıklarla... Yıldırımlar, şimşekler, derelere dönmüş sokaklar, caddeler... Ardından ıslağını daha yeni farkeden genç yapraklar damlaları üstlerinde tutamadan güneşe teslim olurlar... Sıcak basar bir anda İstanbul'u bulutun nemi güneşin buharlaştırdığı neme karışır.. Bu yüzden sulugözdür benim şehrim, bu yüzden hep ağlak...
Yazmaya başlamak aylardan sonra yine havalarla ilgili oldu her nedense... Kaçış noktamız havalar... Sıkıldıkça hep aynı değil mi teranemiz! Ay havalarda bu sene hep yağmurlu... ay yaz gelmedi bir türlü... geldi şekerim geldi... sen kendine gelmedin bir türlü... bak yaz gelip geçiyor... farkında mısın?

Çarşamba, Eylül 30, 2015

Gecenin dibi

Fırtına vurdu camlara duvarlara artık... Aylarca güneşin kavurduğu duvarları hızla soğutmada... Daha bir gün önce terden sırılsıklam olan ben bu gecenin ayazında battaniyeme sarıldım. Uykusuz gecelerin en kötü yanı başladı. Balkona çıkmak, ağaçların arasından yıldızlarla hasbihâl etmek... Ve " nerdesin, napıyorsun" diye sormak gidene... Olmadı kısmet bu gece... Soğuk karanlıktan ürkütüyor insanı... Hele bir de fırtına varsa... Yalnızca bir kucak dolusu kasvetle yalnızlığım başbaşayız...
Bir uçak, iki uçak derken yalnızca uçak mı geçer üstümüzden gürültüyle gecenin dibinde... Bir uçak... Bir uçak dolusu yolcu... İnsan... Bulutların üstünden havalimanına iniş gecenin dibinde...  Kimler gelmiş kimler... Kim bilir kimler? 

Perşembe, Eylül 24, 2015

Kurbanın Bayram'ı olmaz!

Biz kan bilmezdik bilmezdik bayramlarda. Hayvan boğazlandığını göstermezlerdi çocuklara. 
Bayram demek güzel ve yepyeni giysiler demekti.
Bayram demek, mendiller içinde bayram harçlıkları idi.
Bayram demek, dipsiz bir kuyu gibi şeker ve tatlı tüketmekti.
Bayram demek, anneannemin yemekleriyle donatılan büyük, geniş aslan bacaklı ceviz masada dedemin ailenin lideri konumunda oturduğu bayram sofrası idi.
Bayram demek, tepebaşındaki bayram yerinde kayık salıncağa binmek, renkli macun ve horoz şekeri yemekti. 
Bayram demek Bayram boyunca hollywood yıldızları kadar şık yakışıklı bir baba ve şarışın bomba bir anne ile şıktır lıkır gezmek demekti.

Hiç ağlanmaz, hiç küsülmez, hiç kavga edilmezdi... Küskünler barışır, uzaklar yakınlaşır, herkes birbiriyle kaynaşırdı. Tüm kaygılar, üzüntüler bayramda Pandora'nın kutlusuna yeniden hapsolurdu.

Heyhat gel gör ki insan için çok kısa Zaman süresinde neler neler oluyor da şunun şurasında onca yıl önce yaşadığın bayram sevincini bir daha yaşayamıyorsun ve yaşatamıyorsun. Kötülerin dünyasında Bayram kavramı çok değişik. Ben yaşayamasam da hiç olmazsa kimsenin bayram sevincini engellemeyeyim diyorum. Ama ben artık bayram nedir diye sorguladıkça böylesi günlerin benim bayramım olmadığını anlıyorum. İçinde yaşadığım topluma uzaydan inmiş gibiyim. Ben büyüdüm ve artık kanmıyorum bugünlerin Bayram olduğuna... Can katledilirken kutlanan ve kutsanan günler neden benim bayramım olsun! Bayram sevinç, neşe demek benim için... Kan ve gözyaşı nasıl oluyor da bayramla birlikte bir bütün olabiliyor... Giden hayvan Can'larına saygı yok madem, ya giden insan Can'larının da bir değeri yok mu? Mezarları başında oğullarının acısına toprak tırmalayarak katlanmaya çalışan onlarca anaya da bir empati yapıp da "bu Bayram kutlanmayacak" diyebiliyor musunuz? 
Diyorsanız siz insansınız. 
Ama bu cümleyi anlamaktan yoksunsanız size diyecek sözüm yok! Daha siz evrilmemişsiniz!

Pazartesi, Eylül 14, 2015

Hazan senfonisi 1

Kısacık ömür dediğin...
Bir bahçe isterdim yüreğimin aldığı kadar dost dolu...
Kimi karabiber kadar acı versin ama onsuz olmasın...
Kimi kilo kilo şekerle, pekmezle kaynamış Şerbet gibi tatlı olsun...
Çocukları, bebekleri çok çok olsun ki gelecek çiçeklerin tohumları onlar olsun...
Kubbem gök, sedirim toprak olsun!

Pazartesi, Ağustos 17, 2015

Od!

Hangi anne mutlu şimdi bu ülkede?
Tatillerde, gezmelerde, çarşılarda, pazarlarda...
Hangi anne çay demleyip, kahvaltıyı hazırlamaktaysa şimdi çocuklarına...
Ve hatta Öğlen de ne yerler acaba diye düşünürse...
Vay vay vay ki vay!
Bu ülkede ana olmak zordur ve hatta nerdeyse suçtur!
Adı Anadolu bu toprakların... Hep ana üstüne kurulmuş düzen...
Geniş kalçalı, iri memeli ana tanrıçaları var bu ülkenin topraklarının...
Topraktan Tanrıça heykelleri...
Taptıkça Anadolu'ya Ana kurban ister belli...
Salakça, aptalca, kancıkça kandırır insanları...
Anadolu şimdi Tayyip otursun diye mi koltuğunda alır kurbanları...
Kuzular kurban edilmez oysa...
Kuzular kurban!
Anaları hepten kurban...
Kurbanlık misali dizilmiştir sıraya...
Bugün hangi kuzu?
Hangi kuzu hangi Ana'nın yüreğine od düşürecek?
Yalnızca oturup seyretmenin adiliğinde gebereceğiz hep birlikte en sonunda oysa...
O kuzu kurban giderken, o ana ateş içinde cayır cayır yanarken...
Bir çocuk, bir bebek daha babasız...
Genç kadınlar karnında bebeleri sonsuz babasız...
Illa sizin evinize mi düşmeli od?
Ya da hiç uğramadı mı kıvılcımı Yüreği yanan ananın?
Biz bu kadar mıyız?
Siz bu kadar mısınız?
Hiç mi acımaz bu canımız?
Yalnızca "haberlerde kaç asker ölmüş bugün?" mü derdiniz?
Daralmayalım canım di mi?
Ölen ölmüş, olan olmuş!
Biz ne anlarız siyasetten ki canım!
O ana da bilmez zaten siyaseti, çirkefik..
Yalnızca askere gitti oğul.. Yalnızca aylar vardır yüreklere ağır hasret yükleyen...
Oysa artık yürekler hiç boşalmayacak kadar sonsuz ağırlıkta acıyla çökertir tüm ruhunu o Ana'nın...
Bu kadar mı ucuzdur bir ölüm...
Gencecik bedenlerin toprak OLMASINA şehit diyene ve bunu sanki övgü gibi sunana tez zamanda Çocuklarının değil kendisinin "şehit " olarak bu dünyayı terk etmesini diliyorum. Böyle salak insanların çocuklarına Yakınlarına dahi kıyamıyorum.
Yazıklar olsun kan üstünden kendini yüceltene!
Yazıklar olsun Yüreği cayır cayır yanan anaları boş verip asker ölümlerini siyasî malzeme yapanlara!!!!

#ateş

Çarşamba, Temmuz 29, 2015

Her şeye rağmen...

Nietzsche'nin sözünü yıllardır yaşamıma bir fener yaptım: " öldürmeyen acı, güçlendirir.".
Ve daha ne yaşar insan? Bilen var mı acaba içimizde? Ne kadar süre daha garanti ömür verilmiş. Ben bilenini hiç duymadım. Bu da benim cehaletim olsun.
Ne yapmalı o zaman?
Oturup da sızlanmauın geçmişe...
Ancak geçmişinizi kirleten ve heba edenlere de elbette bir küfür savurun!
Ve hatta ... Affetmeyin!
Küfür ile beraber sonsuz boşluğa fırlatın gitsin!
Gitsin ki bir gün ola ki aklınıza gelir de affetmeye kalkarsınız; bulamayın o çetrefilli hapsedilmiş suçluyu...
Suç varsa cezası da olmalı çünkü...
Hayat affetmelerle geçmeyecek kadar kısa...
Sivri sineğin bile bir bahanesi vardır kanınızı emmek içim... Yaradılışı öyle. Aç bir aslanla karşılaşırsanız etinizin kokusu onu iştahlandırmışşsa elbette afiyetle yiyecektir. Ancak hiç bir insanın başka bir insana ettiğini kabullenmek hele hele affetmek benim kitabımda yok!
Evettt!
Napıyorum!
Küfürü basıp bi güzel, küfürle streçleyip sarıp sarmalayıp atıyorum sonsuz boşluğa...
Benim yitirdiğim zamanlara değil, daha henüz yaşamadığım zamanlara da değil, bugüne, ân'a tutunarak yaşamayı seçtim. Ne geçmiş, ne gelecek...