Cumartesi, Kasım 08, 2008

SOROS beslemesi CAN DÜNDAR'a ve yandaşlarına bilgiler...

Aşağıda okuyacağınız bilgiler aslında en çok da Can Dündar tarafından hatmedilmiştir eminim. Ama O'nun amacı zaten bu doğruları saptırıp yerine yanlışları koyup Türk halkının aklından gönlünden Atatürk olgusununa biraz olsun tırmık atmak... Bu beslemeler bir değil iki değil öyle çoklar ki... Altanlar olarak çıkarlar Çandarlar olarak çıkarlar Örnekler gibi çıkarlar. Şimdi de Dündar olarak çıkıyor... Benim sazan gençliğimde aslını bunlardan öğrenecek. Vay başıma gelene... Salak hatunlar biraz blogdan anlayanlar yıllarca Can Dündar'ın romantik yazılarına tapınıp durdular. Bari o yarım akıllar hem bloglarının bir köşesine Atatürk resimleri koyup hemde utanmadan bir de Can Dündar'a methiyeler düzmeseler... Biraz akıl biraz akıl... ÇOk zahmete gerek yok. Bakın aşağıdaki alıntıyı biraz zaman ayırıp da okuyun... Sonra DÜŞÜNÜN!

İşte filmdeki doğru gösterilen yanlışlar...

Rıza Zelyut:

Son günlerde tartışılan Mustafa'yı ikinci kez izledim. Ve şunu fark ettim: Bu filmde gizli reklam var. Can Dündar büyük bölümü doğru olan filmin içine öyle sözler yerleştirmiş ki siz bunları duyunca; Atatürk'ün kişiliğinden de yaptığı devrimlerden de kuşkuya düşüyorsunuz.

Filmin sponsoru Akbank ve Sabancı Holding adına sunulan tanıtımda, bir bilimkurgu filmi gibi giriş yapalıyor ve 'Karanlık, hep karanlık' denilerek yola çıkılıyor. Böylece; Mustafa filmi ile Can Dündar'ın o mutlak karanlığı (Batı'da şeytanı simgeleyen ) aydınlattığı izlenimi zihninize sokuluyor. Böyle olunca, Atatürk kimliği o karanlığı sembolize ediyor.

Yanlış: Mustafa'dan önce üç çocuğu ölen Ali Rıza Efendi-Zübeyde Hanım çiftinin, son çocuklarının mezarının bir kumsala kazıldığı iddia ediliyor.

Doğrusu: Türkler; hiçbir zaman mezarlarını deniz kıyısına gömmezler. Dere yatakları, hatta su basan ovalar bile mezarlık olarak kullanılmaz.

GERİCİ AYAKLANMALAR GİZLENMİŞ

Yanlış: Mustafa, Kaymak Hafız'dan dayak yedikten sonra, askeri okula girmeyi kafasına koydu.

Doğrusu: Mustafa; döneminde Batı tarzı eğitim vermeye çalışan Şemsi Efendi mektebine kaydoldu. Bu mektep iki kez yobazlar tarafından basıldı. Sebebi de Şemsi Efendi'nin cüz yerine tebeşir ve kara tahta kullanmasıydı. Can Dündar; inatla Mustafa Kemal'in hayatında çok etkili olan gerici saldırıları görmezden gelmiş. İlkokulda iken yaşadığı bu saldırı; yüzbaşıyken karşılaştığı 31 Mart ayaklanması, Şeyh Sait İsyanı ve Menemen vahşeti; Mustafa'nın içinde yok. Bu gericiliği yok etmek için tek çözümün devrimler olduğu ortadaydı. Bu yüzden Atatürk devrimleri; en büyük demokrasi adımları olarak atılmıştır.

Yanlış: Vahdettin, Mustafa Kemal'e, 'Paşa devleti kurtarabilirsin!' dedi.

Doğrusu: Filmin içinde hemen ortaya çıkıyor. Biraz sonra; Mustafa Kemal'in Harbiye Bakanı olmak istediği ama bunun padişah tarafından kabul edilmediği söyleniyor. Gerçekten de Mustafa Kemal; Vahdettin'e bazı öneriler götürmüş ama Padişah Vahdettin bunları kabul etmemiştir.

Yanlış: Kemal Paşa, Çanakkale'de yaptıklarının bilinmediğini görünce ve Harbiye Nazırı da yapılmayınca umudunu kesip Anadolu'ya gitmeye karar verdi.

Doğrusu: Filmin içinde var: İngilizler; aralarında Kemal Paşa'nın da bulunduğu tehlikeli isimlerin İstanbul'dan uzaklaştırılmasını istiyor. Bu arada; Mustafa Kemal de durumu gözlemliyor ve İstanbul'dan umudunu kesip yeni bir mücadele başlatmak için Anadolu'ya geçmeye karar veriyor. Vahdettin de onu pasifize etmek için Karadeniz Bölgesi'ne yolluyor. Mustafa Kemal gidecek; burada, Rumlara karşı direnen Türkleri yola getirecek... İşte hayal bu... Can Dündar; vatanı kurtarsın diye gönderdiği Mustafa Kemal'i idama mahkum ettiren Vahdettin gerçeğini gizliyor.

Yanlış: Mustafa Kemal; Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı dedi; sonra padişahı, halifeyi, devleti kurtarmak için harekete geçti.

Doğrusu: Mustafa Kemal; Sevr'den sonra Osmanlı devletinin fiilen ortadan kalktığını söyledi. O devleti ayağa kaldırmak, halifeyi Hıristiyan esaretinden kurtarmak gibi sloganları yer yer kullanmıştır. Bir kurtuluş mücadelesinde; padişahçı bir toplumu harekete geçirebilmek için böyle pratik sloganlar kullanmak kaçınılmazdı. Can Dündar; Mustafa Kemal'i bu pratik tutumu
yüzünden bir sahtekar gibi sunmaya çabalıyor. Bir gizli reklam daha.

Yanlış: Halka dinsel düşünce veren, İslami düşünce üreten tekkeler kapatıldı.

Doğrusu: İşte Can Dündar burada daha açık olarak ortaya çıkıyor: Tekkelerin kapatılmasını bir devrim gibi aktarırken; araya sokuşturduğu o sıfatlarla (İslami düşünce üreten, vatandaşa din bilgisi veren) tekkeleri yücelterek karşı devrimcilerin safına geçiyor.

Yanlış: 'Harf devrimi ile eski yazılı koca bir tarih sıfırlanmıştı.'

Doğrusu: Eski yazıya dayalı kültürün sıfırlanmadığını bugün hep birlikte yaşıyoruz. Arap alfabesinin değiştirilmesi ile eğitim öğretim müthiş bir hız kazanmıştır. Bunu film de itiraf ediyor.

Yanlış: Muhalefeti sildi, otoritesini gösterdi; şeyh haline geldi'

Doğrusu: Can Dündar gibi öbür liberal aydınlar da bilsinler: Atatürk, daha padişahlık düzeni dışında hiçbir şey bilmeyen bir toplumu cumhuriyete geçirdi. En büyük demokrasi hareketi budur. Ve yine olağanüstü bir açılım yaptı: Cumhuriyetin kuruluşundan bir yıl geçmişti ki ikinci bir parti kuruldu: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası. Bu parti gericiliğin odağı olunca da
cumhuriyet mahkemeleri kapattı.

Yanlış: 'Gözünü kırpmadan en yakın arkadaşlarını idama gönderdi.'

Doğrusu: Can Dündar yine saptırıyor. Suikastçi gericilere idam kararını İstiklal Mahkemesi verdi. Mustafa Kemal de o mahkemeden bazı arkadaşlarını kurtardı. İzmir Suikasti'nin neden yapıldığını iyi incelemeden böyle genel hüküm üreterek günümüze yine göz kırpıyor Can Dündar.

KAYNAKLARI TEK YANLI

Can Dündar, Senaryoyu oluştururken belli ki Rauf Orbay-Ali Fuat Cebesoy penceresinden bakmış dünyaya. Bu parti kurulduktan sonra Doğu'da Şeyh Sait ayaklanıyor. Cumhuriyet yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. İsyan'dan sonra da gerici kurumları temizlemek için Mustafa Kemal daha kararlı biçimde harekete geçiyor. İşte o çok övdüğü tekkeler de bu süreçte kapatılıyor.

Yanlış: 'Devrim, evlatlarını yiyordu!'

Doğrusu: Devrim; evlatlarını yemedi. Tasfiye edilenler; cumhuriyet aleyhinde olan subaylardı.

Bunların, 'Ben padişahın ekmeğini yedim!' diyerek cumhuriyete karşı çıktıklarını Can Dündar görmezden gelmiş.

Can Dündar; önyargılı olduğundan üniversite reformundan; 1930'larda Almanya'daki bilim adamlarının binbir zorlukla Türkiye'ye getirilerek medrese sisteminin yerine bilim sisteminin yerleştirilmesinden de haberi yok. Veya öyle gözüküyor. Sadece üniversite reformu bile büyük demokratik devrimdir...

Yanlış: 'Halktan korkuyordu. Hep yalnızdı.'

Doğrusu: Atatürk, kalabalıklardan korksa, beş kişiyle nasıl olur da devrimlerle bitecek bir maceraya atılır? Bu iddia; Atatürk'e yapılmış en derin saldırıdır. O; hiç yalnız değildi.

Atatürk'ün sofrası da bir ayyaş sofrası değil, bilim üretilen bir alandı. Asıl ayyaş sofraları Osmanlı sarayında kuruluyordu. İsterse Can Dündar'a belgelerini verebilirim...

Eksikler pek bol: Mustafa Kemal; sadece Türkiye ile sınırlı bir lider değil. O; Avrupa'yı, Balkanları, Ortadoğu'yu etkilemiş önemli bir isim. Bundan hiçbir iz yok.

Can Dündar; Atatürk dönemi dış politikasına yer verirse acaba bugünkü dış politikamızın rezil duruma düşeceğinden mi korktu?

Türk Tarih Tezi'ni ve Güneş Dil Teorisi'ni de sadece eğlenmek için anan Can Dündar; belli kesimlerden aferin alacaktır.

Filmin müziği de kurgusu da, montajı da bir curcuna, tam bir amatör işi... Goran'ın ismi bile o kötü ve karışık müziği kurtaramamış... Sabancı Üniversitesi'ni gayrimilli kültürel işlerin merkezine çeviren Sabancı yöneticilerinin bu sponsorluğu beni şaşırtmamıştır. Kendileri hangi millete mal satacak, çok merak ediyorum.

Kaynak: Güneş

04.11.2008

4 yorum:

NAZLICA dedi ki...

Şirinciğim bu filme henüz gidemedim, oldukça tartışmalı olduğunu TV'lerden izliyorum. Ne yaparlarsa yapsınlar Atatürk sevgisini hiçbir zaman yok edemeyecekler. Rahat ol canım. Sevgiyle

esintiler... dedi ki...

Bence "gitme" derim :P Yazık bu filme verilen paraya... İnan bu da ayrı bir ekonomik tuzak. Can Dündar bir sözcüğü yetti aslında benim bu filmi izleme arzumu kesmeye... Belgesel çektiğini iddia edip ardından gelen eletirilere "bence" derse biri bir belgelsel izlemeye nasıl gider insan. Özelce kendi aklınca bir film çekmiş işte soros çocuğu...Soros'u ve politikasını destekleyen elbette buyursun gitsin derim... Ama inan Nazlıcığım gitmememkle de asla bir şey kaybetmeyiz... Yakında nasılsa ekranlardan göreceğiz... Olmadı korsanını alıp izleyeceğim. İlk kez korsana karşı çıkmayacağım...Bak şu Can Dündar'ın yaptığına ... Beni bile korsancı yaptı:P

beyaz gelincik dedi ki...

ben izlemedim filmi izlemek de istemiyorum.Yiğit bulutun da yazdığı gibi,BOP kapsamında'"Türk askerinin başına çuval geçirenler Atatürk'ün başına da geçirmeye çalışıyorlar"
olay budur Şirin!cim...
sevgiler...

Cem dedi ki...

http://www.dizifrm.com/izle/mustafa-filmi-izle

sirinden esintiler sayfanin basligindaki sozlerinden dolayi bir link birakarak ses veriyorum =)

mustafa filmini o linkden izliyebilirsin. korsani!

ayrica beyaz gelincikler arkadasin bahsetigi zeki muren kilikli yigit bulut sokaklardaki beline tabanca ile dolasan ici kof delikanlilar gibi, elindeki kalemle kosesinin delikani. Bizkackisiyiz ona kac kere cumhuriyet mitinglerinde konusmasi icin firsatlar verilip davet edildigi halde soz verip sonra gozu yemeyip katilmayandir.

Amerikaya soverek yada her sucu Amerikaya atarak milliyetcilik olmaz, aynen bizim ismi yigit olan ama kendisi yigit olmayan kose yazarinki gibi.

Baksana ermenilerden ozur dileyen sozde aydinlarimiz var Amerika daha soykirim diye imzasini atmazken.

Biz adam gibi adamlar ulkemizin basina getirmedigi surece Avrupanin kuklasida oluruz Amerikaninda kopegi. Bununda tek sucu biziz!