Çarşamba, Mayıs 09, 2007

Karşıyım karşı... ŞUGÜNÜ BUGÜNÜ?

Geçen pazar günü hani mayısın ilk pazarı... Ben bilgisayar başında; büyük oğul sabah sabah televizyonu açmış bakınıyor... Birden kollarıyla beni sarmaladı arkamdan... Yanağı yanağımda... Mis gibi evlât kokusu... “Annem!” Çabuk uyandım! Silkindim! “Hayrola!”
Eli elimde... Mahçup yüzü yere bakarken.. Derken ...
“Aaaa bugün Mayıs’ın ilk Pazar di mi?”
“Evet!”
“Ya ben de birden bugün anneler günü sandım... Ve de eyvah dedim” dedi oğul....
“Aman yapma ne olur bana böyle tatsız işler!” deyiverdim..
Ev ahalisi bilir aslında huyumu... Böylesi günlerde alınan her şey batar bana... Vıcık vıcık iğrenç gelir... Bir gül dahi bana büsbütün diken olur... Ben bana birilerinin bir yerlerde zorla dayattıkları günde çocuklarım ya da sevenim tarafından anımsanacaksam yazıklar olsun bana.. “seni seviyorum” sözcüğünden iğrendim 14 Şubat’lar yüzünden... Anneler Günü’nü ise oldum olası tutmadım... Biz üç kardeşin en büyüğü ağabeyim zavallı tüm harçlıklarını biriktirirdi anneler günü yaklaştıkça... O’na sevgisini sunmak için bize asla gidilmesi yasak bölgeye giderdi... Basınköy’deki evimizden Londra Asfaltı’nı geçip Cennet Mahallesi’ne geçerdi.. Orada sırça biblolar satan bir dükkân vardı... Ne güzel biblolar alırdı çocuk aklınla... Ben ise her zaman doğallığı sevdiğimden olsa gerek bağ bahçe gezer demetler hazırlardım ellerimle... Çiçek her şeyin üstünde gelirdi her zaman benim için sevgimi sunmak için...
Tek sevgiyle anabildiğim elleri hep içimden gele gele öptüğüm Neriman Öğretmenim aklıma düştü... (Kimbilir nerde şimdi? Yaşıyor mu acep?) Annem bile sevmedi beni O’nun sevdiği kadar... Hiç evlenmemişti, ama bana öğretmenden çok anne şevkati göstermişti... Okul dışı zamanlarımda ballıbabalardan, papatyalardan küçük demetler yapardım... Atlaya zıplaya onun kapısında bulurdum kendimi... Kedilerin sevildiği eve gitmesi gibi... Kapıyı açınca hoş bir çığlık atardı :) “Benim güzelim gelmiş, o minik elleriyle bana ne güzel çiçekler taşımış” derdi... Özenle küçük bir vazoya koyardı çiçekleri... ve minik ellerimi öperdi... Bu ellerle mi topladın sen bu güzel çiçekleri derdi... Ben nasıl mutlu olurdum... O papatyalar, ballıbabalar nasıl muhteşem gözükürdü bana... Sanki Kırk Haramiler’in hazinesini bulup da öğretmenime getirmiş sanırdım kendimi... Neriman Öğretmenim beni hemen kapıdan yollamazdı... İçeri alır, piyanosunun yanına bir sandalye çeker ve oraya oturturdu beni... Ben kurabiye ve meyve suyumu O’nun bana verdiği resitalle bitirdim... Mest olurdum... “Tanrım nice korkunç işkenceci canavar öğretmenden sonra bana bu güzel meleği yolladın” diye dua ederdim... Ancak ben çok kalamadım Neriman Öğretmenimle... Taşındık o yaz Kadıköy’e... Tek öğretmenim, meleğim O benim...Her nerede ise hasretle ellerinden öperim...
İşte O’dan böyle incelikler içinden süzülürseniz çiçek isizn için büyük bir değer olur...
Büyük oğul daha ilkokul 2. sınıfta... Anneler günü haftası... Okulda tüm velilerde çılgınca para toplama telaşı... Ben hep karşı durdum bu kepazeliklere... Bu yüzden hiç sevilmem çevremdeki böyle veli türü kişiler tarafından... Çünkü liste yaparlardı kimler hediye alıyor diye... Ben de “para verip katılayım ama şu liste olmasın” diye diretirdim...” Sınıf adına toplu verilsin” derdim... “Ne münasebet canım! Kimler para verdiyse onların adı yazılacak!” Yahu sınıfta karnı aç okula gelen çocuklar var... Gözleri oyulurcasına gece ışığında sabahlara kadar boncuk işleyen kadıncıklar daha çocuklarına bir gıdım et alamazken öğretmene ve bu velilere ayıp olmasın diye para verme sırasına girerlerdi... Ben de bu durumu protesto için artık hiçbir hediye durumuna katılmayacağımı en baştan beyan ettim bu kadıncıklara... O günlerden birinde oğlumu okuldan aldığımda yüzü bir tuhaf çıktı okuldan... Üzgün, kırgın... 2. sınıfa giden bir çocuğun ne kadar derin yüz ifadesi olursa o kadar...
“Ne oldu sana oğlum?”
“Yunus’a çok üzüldüm anneeee!”
Baktım dudakları büzüldü... Ağladı ağlayacak..
“Neden?”
“Bu sabah Yunus biriktirdiği harçlığınla anneler günü için öğretmene okulun kapısındaki çiçekçiden bi tane gül almıştı...”
“Eeeeeeeeeeee?”
“Öğretmen çok kızdı...”
“Bir daha bana çingenelerden çiçek alıp getirmeyin diyerek o gülü Yunus’un kafasına vurdu! Gül koptu sapından, yere düştü zaten...Sonra gülü çöp kutusuna attı!”
Yer ayağımdan kaydı, gök üstüme düştü sanki... Eve doğru yürüyordum ama inanın o an nerde olduğumu unuttum... Sakin olmaya çalıştığımı hatırlıyorum...
Eve zor vardık.. Oğlum sürekli soruyordu... “Öğretmen neden öyle yaptı Yunus’a? O kötü bir şey yapmadı ki!”
“Bana bir daha o kadından öğretmenim diye bahsetme” dedim... “Sakın bana bir daha öğretmenime bir armağan alalım mı da deme emi oğlum!”
İlk fırsatta Yunus’u buldum küçük bodrum katı evlerinde... Gaziantep’ten göç ederek İstanbul’da yaşam savaşı veren fakir bir ailesi vardı... Annesi beni görünce kapılarında şaşırdı... “Hayrola senin bizim evin yolunu bilin mi?” Yunus’u çağırdım... Küçük ellerinden öptüm Neriman Öğretmenimin yerine... Başını okşadım... Biliyordum asla O’nun kalbinin kırığı onarılmayacaktı... Ama ben yine de O’na ulaştırmaya çalıştım Neriman Öğretmenimin sevgisini...
Söz nerden açıldı nerelere aktı geldi... Sözün özü sevmem ben bu günleri... Sevmemek hafif kalıyor aslında nefret bile ederim... Seven sevsin, uğurlar olsun.... Ben almayayım... Alanlar önden buyursun!
Bana içimde kışlar olduğunda, bahar getiren sevgiler gerek...

3 yorum:

kang parto dedi ki...

genius creative

nazar dedi ki...

UUFF YA!!!!
MİS GİBİ YORUMUM GİTTİ...
Birde blogcuya kızıyorsun , bak burasıda aynı..
İŞte bu benim arkadaşım..
Bende bu tür özel günleri sevmiyorum...
kşiye özel günleri ne kadar çok seviyorsam, dayatma günlere de o kadar karşıyım. çocuklarımıda böyle yetiştirdim.
Anneler günü, aralarında annelik ilişkisi hafiflemiş insanların bir gün diye düşünüyorum, anne evlat ilşkisi devam edenlerin bu günlere ihtiyaçları yoktur.
hoşçakal...

nazar dedi ki...

UUFF YA!!!!
MİS GİBİ YORUMUM GİTTİ...
Birde blogcuya kızıyorsun , bak burasıda aynı..
İŞte bu benim arkadaşım..
Bende bu tür özel günleri sevmiyorum...
kşiye özel günleri ne kadar çok seviyorsam, dayatma günlere de o kadar karşıyım. çocuklarımıda böyle yetiştirdim.
Anneler günü, aralarında annelik ilişkisi hafiflemiş insanların bir gün diye düşünüyorum, anne evlat ilşkisi devam edenlerin bu günlere ihtiyaçları yoktur.
hoşçakal...