Perşembe, Mayıs 10, 2007

Bir kadın!


Bu kadını ilk kez HBBTV’ de program yaparken tanıdım... Kırık buruk bir günlerimde ekrandan bana öyle dokunaklı bakmıştı ki.. Şiirini okurken süzülen yaşları ellerimle silmek istedim.. O kadar gerçekti.. Programına konuk ettiği kişiler tam bana uyardı... Hayret ederdim... Bir kişi de olsa bana batsa ... "Nasıl bir program?" derdim... Yemek tarifleri verirdi ara sıra... Yok öyle uzun uzadıya tarifler değildi bunlar... Gönlü varsıl, dolabı yoksul bir kızın yemek tarifleriydi.. Dolapta kalmış kırıntı peynirlerle bile yemek yapabiliyor ve bunu sunup tamamladıktan sonra “Tanrı herkese bu yaptığım yemeği tadacak kadar para versin!” diyecek kadar da derviş gönüllüydü bu kız! Daha sonra KanalD’ye tranfer oldu... HBBTV’yi çok rahat görüntüyle izlemediğimden çok sevinmiştim... Ama burada sanki eski o rahat ortamını bulamadı... Ya da besbelli buldurtmadılar... O’nu ellerine alıp istedikleri gibi şekillendireceklerini sandılar... Oysa yutmadı oyunlarını... Çekti gitti... Gün oldu dizilerde gördük O’nu... Aslında O bir oyuncuydu, tiyatrocu... Hiç sahnede izlemek olanağım olmadı benim O’nu... Her neyse... Ben çok sevdim O’nu...
Sevdi, evlendi! Ve anne oldu... Bitirdi evliliğini...

Yoluna devam etti yine düzgünce... Yeniden sevdi bir gün...
Kalemdaştı kendisi gibi, sevdiği adam... Öyle sevdi ki O'nu...
İlk kez 14 Şubat'ta NTV'de yanyana canlı yayında gördüm onları... Nasıl sevgi vardı yüreklerinden dudaklarına taşan...
Aşkı görüyordum canlı yayında... Kadının aşkı sanki çok daha fazlaydı... Bir eşitsizlik hissettim...
Böyle mi olur hep... Kadın sevince... Teslim oluyor kadın... Öyle görünüyor buradan... Aşk daha da verimli kılıyor kadını... Bakıyosun o güzel kadın daha da güzel olmuş... Daha güzel gülüyor...
Bir gün gülmez oluyor... Kadın çabuk ele veriyor kendisini... kaçırmadan izlediğim dizideki Eda'da görüyorum hüzünlü bulutları... Bulutlar Eda'nın mı İclâl'in mi derken gerçek duyuluyor.. Hiç istemiyorum insanların özel yaşamlarındaki olumsuz gelişme haberlerini... Güzelliklere hasretim ya! Olumsuz haberler beni de yaralıyor besbelli... Üstelik bu kadın yani İclâl gibi bir kadın... En anlaşılmaz duyguları berrak su gibi insanlara aktaran bir kadın böylesi kırılsın... O hep görmekten mutlandığımız gamzesi görünmez olsun... Çekip gitme istekleri dolsun yüreği... Çok ağır değil mi? Çok haksızca değil mi?


Erkekler de bu hallerden hasarla çıkarlar doğla olarak... Ama sanki kadınlar daha ağır yaşıyorlar bundan ötesini... Çok mu feminist yaklaştım olaya? Ama öyle gibi sanki... Okumadıysanız eğer buyrun! Ben çok ama çok etkilendim bu yazısından...

3 yorum:

sureyyam dedi ki...

İclal Aydın.. sanki ailemizden biri.. sıcacık bir kardeş bir abla.. bir teyze kızı..o kadar yakın sıcacık gülümsemesi doğallığı her yönü ile çok sevdiğim biri..bende kaçırmadanizliyorum.. önceleride hep izlerdim onu izlerken insanın içine katası geliyor..evvelsi gün keyifsizdim biraz baş döngüsü..dün iyi idim Sea paşamın sesini duydum..)) tiz şenlikler kurula..çalsın sazlar oynasın kızlar hesabı...onun internetteki ışığını yanık görünce,yavuklusu ile sohbetini görünce...dünyalar benim.) aman ışığı yansın..sevgiler şirinem.. işe gideceğim..sonra neden ne kaldın deyince şirineme yorum yazdım da diyeceğim...kim mişşş o gafil diyecekler...bende susunnnn nolamaz dileyeceğim.. o benim kızkardeşim bi denem.)) coştum yine dalgalınıyorum ben...sevgi ile

NAZAR dedi ki...

malaesef bu konuda seninle ayı fikirde değilim, İclala de hep bi yapmacıklık bulmuşumdur...
Sevemedim gitti...
İLK eşine nasılda aşıktı, ama küçükücük çocuğuyla hemen başka birine aşık oldu, ya ikl aşkı yalandı yada ikinci aşkı yalan, ben bilmiyorum, ama aşk bu kadar kolaya olmamalı, ikinci bi kez aşık olabilinir ama üzerinden vakit geçmesi gerekmezmiydi?
Ama iyi bir oyuncu olduğu fikrine katılıyorum, bu kadar insana kendini sevdirmesi onun kanıtı...
Kadın erkek ilişkisine gelinci ; her iki cinsin yaratılışı farklı kadın erkek gibi, erkeğin kadın gibi olmasını beklemek yanlış olur.
Kadın kadın gibi erkek de erkek gibi olmalıdır,.
SANIRIM BEN BİRAZ ESKİ KAFALIYIM.. HOŞÇAKAL...

esintiler... dedi ki...

İşte iki farklı yorum... Bizi biz yapan da farklılıklarımız değil mi?
Baktığımız noktadan nasıl görünüyorsa ya da ne görüyorsak öyle düşünüyoruz... Buna saygı duyuyorum...
Nazar;
Özellikle sana bir çift sözüm var:) Senin ne kadar dobra olduğunu ve de bu dobralığından kaynaklanan sivri dilini çok iyi bildiğimden ve de senin de benim aynı sivri dilimden asla raharsızlık duymacağından yola çıkarak şunu söylemek istiyorum...
Aşkın polemiği yapılmaz... Evlilikler için aynı kural geçerlidir... Burada İclâl'in aşklarını ve evliliklerini ırgalamak değildi amacım...Sevmiş evlenmiş, bitmiş ayrılmış... Ve yeniden sevmiş... Bu değil bizi ilgilendirmesi gereken... Benim karşı çıkışım zaten özel yaşamlara bu kadar dalınması... Bu gibi kişiye özel yazılara aslında blogumda çok yer vermemeye çalışırım... Benim amacım İclâl Aydın'ın geçtiğimiz hafta kadınca duygularla yazdığı kırılgan yazısını paylaşmaktı... "Oyuncu" demişsin! Gerçekten çok iyi bir oyuncu... benim artık oturup da oyunculukla ilgili tad duyarak zevkle izleyebildiğim ender insanlardan biri İclâl! O mimikleriyle Edâ'nın tüm duygularını bana taşıyorsa bence oyuncudur... O'nu izlerken İclâl değil de Edâ'yı izliyorum... Gerçekten iyi oyuncu... Yıllar önce Arzum Onan'la Mehmet aslantuğ'un bir polisiye dizisi vardı ekranlarda... İlk kez sanırım orada tanımıştım oyuncu olarak İclâl Aydın'ı... Ben güzel izlerim Nazarcığım! Kolay kolay yüksek puan vermem insanlara... Kolay kolay da yere vurmam inan!