Cumartesi, Ocak 22, 2011

bazen güzel şeyler de oluyor hayatta...

Böyle geldi içimden bugün...
Biraz lokum gibi yumuşak ve dağınık kalbim sanki ama tıpkı da lokum kadar tutuyorum kendimi dışarı sızmamak için...
Su koy vermemeye çalışıyorum...
Sevgili ile kısa da olsa bir ayrılık hali gelecek başa... Ve ben daha önceden gardımı almışım bu ayrılık duruma.. Nasıl katlanacağımı daha önce bilemiyordum. İlk gidişinde hiç de umursamaz bir tavırla karşılamıştım. Ta ki ayrılık anı gelinceye kadar. Tam sarıldım ve ayrılacağım ki içimin yarıldığını ve dünyanın ayakalarımın altından yok olup gittiğini hissettim. "Noluyorum ben Allahım? Nefesim gitti, sesim çıkmaz oldu. Gözlerim yanıyor ve baktığımı göremez olmuştum. "Bunları yaşayan ben olamam. Böyle bir ruh hali hiç bir kulun kaldırabileceği bir hal değil dedim" içimden. Ya da canım kim kaldırabiliyorsa kaldırsan ama ben.. Yok ben kaldıramam asla...
O arkası bana dönük yürüyordu. Bana da tembihledi ki "ardımdan bakma sakın" diye. İyi değilmiş öyle veda edip gidenin ardından bakmak...
Tramvay durağına vardığımda o daha yokuşu tırmanıyordu ağır ağır.
Ve biliyordu ki ben ardından bakıyorum.
Öyle gitti işte bir keresinde. Ben öyle bakakalmıştım ardından. "geçer şimdi" dedim kendime. "Geçer bak göreceksin!"
Ah ah tramvaya bindiğimde önümü göremeyecek kadar gözlerimden yaşlar akıyordu. Tuzdan bir anda yanaklarım yandı ama nafile durmuyor gözlerim ki. Elimde mendil sırılsıklam...Sağımdaki solumdaki insanlar bana bakıyorlar doğal olarak..
Nerdeyim? Nereye doğru gidiyorum? Durum farkındalığımı kaybetmek üzereyim sanki.
Son bir hamle arkadaşımı aradım. Ama.. konuşamadım...
Bana hemen emir cümlesi kurdu sağolsun. O farkında ne durumda olduğumdan ama ben değilim. Öyle bir garip hal içindeyim.
Neyse sağolsun arkadaşımın sayesinde o günü atlattım.
Sonrasındaki ayrılık ve hasret dolu günlere rağmen sağ kaldım.
Ayrılığın acısının daniskasını daha sonra tattım.
Allah düşmanıma vermesin derler ya evet gerçekten öyleymiş...
Başa gelmeden bilinmiyor hiç bir bilinmiyormuş aslında. Öyle filmlerden ya da sağdan soldan öğrenilmiyormuş ayrılığın acısı.
Kara günler, kara geceler ve de aylar boyunca yol gözledim.
O gelinceye kadar türlü zorluklara katlandım.
Neyse o hasret bitti çok şükür...
Ah işte bitti derken aslında yeni başladığının haberini veriyordu sevgili daha henüz yanma bile varmadan. Dönüş tarihini söylediğinde bende bir panik başladı. "Yok dedim dahasına dayanamam artık. GİTMEEEE!"
Ama gitmek zorunda kısa süreliğine de olsa kalan ömrümüzde birarada yaşamamız için.  Ve gidişini erteledik durduk aylarca. Ama artık gitmek zorunda. Ve ben O'nun döneceğini bile bile her nedense çok daha endişeliyim. Oysa ilk gidişinden çok daha kısa sürede burda olacak. Ama ilkinde böylesi öğrenilmiş bir acımı olmadığından çok rahattım son güne kadar.
Ama şimdi? Elim sobada yandı bir kere.. Soba soğuk dahi olsa yakıyor elimi...
Acılar öğrenildikçe katlanılmaz oluyormuş bunu öğretti hayat bana...
Ama dönecek ve biliyorum çok daha güzel olacak hayat...
Ve ben yazacağım burdan "bazen güzel şeyler de oluyor hayatta"...

2 yorum:

öykü dedi ki...

Şirincım
Allah kavustursun


ve ayrılıklar hep boyle normal ve ıyı nedenlerle olsun
sonu kavusmalarla bıtsın daıma..


dıgerlernden Allah hepımızı korusun

sevgılerımle..

sakın uzme kendını olur mu

şirin'den esintiler... dedi ki...

Sağol Öykücüğüm...

İnşallah fazla sarmadan beni atlayacağım bu gidişi de... Dur daha gitmedi bile :) Bi de sen beni gittiğinde gör bakalım :)

Ah benim canım bir fıkra anlatır dururda bana habire :) Aklıma o geldi şimdi..
Köylünün biri eşeğini kaybetmiş. Türkü söyleye söyleye arıyormuş..


Demiş köylünün birisi adama: "Bey amca ya eşeğini kaybettin ama maaşallah keyfin yeinde bak bir de türkü söyleyip duruyon..."
"Şu dağı görüyon mu?" demiş adam..
Aha bir umdum orada.. Orda da eşeğimi bulamazsam sen gör beni ondan sonra :))