Pazar, Temmuz 05, 2009

Oy mısırım, mısırım...

Pazar pazar da bu ne böyle!
Nice zamandır aklımda duran canımı yakan bana çok ama çok batan bir konudur mısır konusu.
Tam mısır mevsimindeyiz. Ama hangi mısırın mevsimi? Tabii ki mısırınızın, öz mısırımızn...
Nerde benim sütlü mısrım?
Nerde benim közlenince kokusunla iştahımı kabartan mısırım?
Nerde benim mısır ekmeğim?
Nerde benim mısırım nerde?
"Sokakta" demeyin sakın. Onlar benim mısırım değil!
Belki var aralarında ama ara ki bulasın. Önce şu yabancı suni mısırları def etmeliyiz ülkemizden.
Eğer "milliyetçiyim", "vatanseverim" diyenlerdenseniz burdan yola çıkıp çok da güzel bir tepki vererek haklı sesimizi çıkarabiliriz. Üstelik ne sokaklara döküleceğiz ne bağırıp çağıracağız. Tek yapmamız gerekeni yapıp mısırımıza sahip çıkacağız.
Nasıl mı?
Öncelikle marketlerde konserve kutularında satılan mısırlardan asla almayacağız.
Bakın okuyun kutunun üstündeki yazıyı. Tüm konserve mısırları ithal edilmiştir.
Neden? Türkiye'de mısır mı yok?
Dünyalar güzeli vatanımda mısır yetişmiyor mu ki elin mısırını yiyoruz?
Bu mısır dünyanın en düzgün, en güzel mısırı da olsa yenmemesi gerekir. Ülkemde yetişiyorsa aynı ürün neden dışardan alıyorum?
Birde durumun en acı, an korkunç yanı bu mısırlar GDO mısırları. Devlet marifetiyle bize GDO(genleri değiştirilmiş organizma) mısırları yediriyorlar. Türlü türlü yeni hastalığın türediği günümüzde yurdum insanı hem hastanelere koşup koşup duruyor hemde bu kendilerine dayatılan ürünleri şapur şapur yiyor. Sormuyor "bu yediğim nerden geliyor" diye. Uyan ey halkım. Tüm AB ve ABD ülkeleri artık tamamen organik tarıma dönmüş. Biz ise bize dayatılan üçüncü dünya ülkeleri statüsünde yiyip içiyoruz. Pazarlarda, marketlerde tezgâhlara ne koyarlarsa kuzu kuzu ve hatta koyun koyun alıp tüketiyoruz. Sokaklarda, caddeler, iskelelerde görüyorum hani şu kabın içine bir işlemler yapıp satılan mısırları. Halkımı da görüyorum ağzım açık hayretlerde kalarak. Nasıl da lüp lüp götürüyorlar sormadan etmeden. Yahu sana faydalı bir şeyi öyle İDO'ların falan önünde allayıp pullayıp vererek yedirirler mi ey halkım? Bak işte anla burdan başına çıkartıklarının ne mal olduklarını. Sana GDO'lu ithal mısırlar yediriyorlar.
Başta da dediğim gibi bu mısırlar GDO'lu olmasa da ülkemde mısır üretildiği için yine de tercih etmem. Ama bir de üstelik GDO'lu... Yapmayın etmeyin. TMO depolarında çürüyüp gitmiş yerli mısırımız. Haşlamasını, közlenmişini yediğimiz mısırlar bile GDO'lu ithal mısırlarmış.
Sözün özü; ben derim ki: "Mısırları yemeyin!" Her gördüğünüz mısır satıcısına yerli mısır talebinizi söyleyin. Pazarlardan mısır alırken yamuk yumuk kısa uzun karışık olanları tercih edin. Onlar yerli mısırlardır. İthal mısırlar sanki aynı tornadan çıkmış gibi hep bir boydadır. O güzelliğe muntazamlığa kanmayın. Ne tadı var ne tuzu. Üstelik yedikten sonra sizinde GDOnuzu değiştirecek. Marketlerle asla mısır konservelerine elleriniz uzanmasın; ta ki yerli mısırdan konserve yapılıncaya kadar. Ve hatta tüm konserve üreticilerine yazı yazalım yerli ürün konservesi istiyoruz diye. Tabii bu tek başına olacak bir şey değil. Bilinçli olarak hareket etmek ve çoğalmak istiyoum bu yolda.
Benim bu sessiz protestoma katılanlara şimdiden ülkemdeki mısırlar adına teşekkür ediyorum...
Yerli malı yurdun malı!
Herkes onu kullanmalı!
Aşağıdaki türkü Karadeniz'den amma velakin yurdumun neresine gitsen mısır da vardır hani.
Bilmeyenler varsa bilsinler

Ek 1:Yazımı bitirdikten sonra biraz blog gezmesi yaptım. Mutfakta Zen'deki
yazıyı da okuyunca nasıl bir gıda terörü içinde yaşatıldığımızı
bir de Tigen İnaltong'dan öğrenelim.

Ek 2: Yine Tijen İnaltong'un paylaşımıyla ulaştığım bir platform.




Mısırumin isyanıdır daaaa :))


2 yorum:

Tijen dedi ki...

Mısır yazısı için teşekkürler. Ben de evvelki yıl Atlas dergisine bu konuda bir yazı yazmıştım. Gerçekten doğru diyorsunuz. Antalya pazarlarında kışın bile taze mısır satılıyor artık. İnci gibi dişler... Satıcılar gururla "Amerikan mısırı" diye pazarlıyorlar. Bense hiç birine yüz vermiyorum. Yaz ortası geldiğinde pazara tek tük de olsa inci dişli olmayan mısırlar düşüyor, onlardan alıyorum. Ancak o kadar azaldı ki!

şirin'den esintiler... dedi ki...

Sizin yerel ve zamanında yetişen ürünlerle yazılarınızla ben de çok beslendim. Bu teşekkür içinde çok fazlası yine size gidiyor. Ne ekerseniz onu biçiyorsunuz. Verdiğiniz bilgilerle öyle yok aydınlatıyorsunuz ki ben size çok teşekkür ederim.