Pazar, Nisan 12, 2009

yeniden doğmak...


Yorgun bahar günleri... Hasretle beklediğim güneşli günler.
Çıplak ayaklarla çimlerde gezmek.
Yetmedi mi?
Sırt üstü yatıp bahar güneşinden gözlerimi kırpıştırarak gökyüzüne bakmak... Üstümüzden geçen bulutların dansını izlemek bahar rüzârıyla yaptığı...
Erguvanlar çıtır çıtır açmaktalar tam da bugünlerde İstanbul'da...
Laleler, sümbüller, nergisler ve papatyalar...
Onların zevk-i sefasının bitmesini beklemekte güller, leylâklar...
Her canlı yeniden doğmak için baharı bekliyor..
"Yeniden doğmak"...
Doğmuşsun ama yetmemiş işte besbelli.. Doğduktan sonra yorulmaya eskimeye başlıyor herşey.
Ve de canlı yeniden doğmak, yenilenmek istiyor.
Kendi adıma söylemem gerekirse geriye dönüp de bebek olmak değil istediğim elbette. Yaşadıklarımı yeniden yaşamak varsa yok istemem kalsın... Eğer değiştirebileceksem adımları o zaman isterim yeniden doğmayı. Bunun da garantisi olmadığından en iyi dilek demek kaldığım yerden yeniden doğmak. İleriye doğru kaç zaman kalmışsa kalmış. O bile önemli değil. Yeter ki yeniden doğmalı bahar gibi ruh!
Derinlerde yüzüp yüzüp nefessiz kalıncaya kadar sonra yavaşça suyun yüzüne doğru yükselmek yorgun argın...
Hem ışığa doymak, hem nefes almak... Biraz da suda sırt üstü yatmak...
Böyle bir duygu bahar bana...

Hiç yorum yok: