Cumartesi, Nisan 18, 2009

Haydi kızlar okula!

"Eti senin kemiği benim"
"Kızını dövmeyen dizini döver"
"Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin" gibi akıldan mantıktan uzak sözlerle kız eğitmiş(!) toplumun yobaz kesimi.. Ulu Atatürk'ün önderliğinde kavuştuğumuz cumhuriyetimiz sisteminde eğitimde eşitlik ilkesiyle kızlar da eğitim hakkı elde ettiler. Sadece eğitim hakkı değil elbette toplumun yarısını oluşturan kadın nüfusun kazanımları... Türk kadını Atatürk Cumhuriyeti ile birlikte daha bir çok Batılı ülkesinde dahi yokken seçme ve seçilme hakkını da elde etmiştir . İnsanın eşitliği ilkesinde kadın nüfusun elde ettiği haklar elbette en doğal haklarıdır. 
Ve Atatürk'ün de dediği gibi "Bir topluluk, cinsinden yalnız birinin asrın icaplarını edinmesiyle yetinirse o topluluk yarıdan fazla güçsüzlük içinde kalır... Bizim topluluğumuzun başarısızlığının sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz kayıtsızlık ve kusurdan ileri gelmektedir..." sözü elbetteki islamiyet kisvesi altında tüm katmanlarımıza sızmış arap külütürüyle ters düşmektedir.
Nazım Hikmet'in de dediği gibi "... ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen" kadınlarımız Cumhuriyet'le edindikleri haklarla birlikte toplumun üst kesimlerine çıkmaya başlamışlardır. İlk meclisimizde 18 kadın milletvekilimiz olması bile ne kadar büyük bir adımla kadınların karar mercilerine yükseldiğinin göstergesidir. Ne yazık ki toplumun yarısını oluşturan kadınların yükselişi zaman içinde hızını kesmiş ve hatta geriye düşmüştür. Özellikle daha içe dönük, kapalı, aşitret sisteminden ne yazık ki hâlâ daha kurtulamamış Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizde kız çocukları küçük yaşlarda mal gibi başlık parası ile satılmaktadır. Okul, okumak, eğitim??? İşte bu büyük sorunu yok edecek bir siyasi yeterlilikte güç olamayınca sorunu duyarlı aydınların öncülüğünde kurulan bir sivil toplum örgütü üstlenmiştir: Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği... Açtığı "haydi kızlar okula kampanyası" ile yüzlerce okuldan eğitimden uzak kız çocuğunu okul sıralarına taşımış ve ayrıca bu çocukların büyük baskı içinde olan alielerine de maddi, manevi destek olmuştur. Gün gelmiş, fidanlar ağaç olmuş ve meyvelerini vermeye başlamıştır. Çağdaş Türkiye'nin kızları pırıl pırıl genç kızlar, kadınlar olarak toplum içinde eğitimleriyle yerlerini almaya başlamıştır. Ne tarikatlara mürit, ne de mal gibi başlık parasıyla satılan köle olmuşlardır. Ailelerde artık gerçeği görerek yanlıştan dönmeye kız çocuklarının okuması için daha istekli olmaya başlamıştır. Kızının ayaklarının üstünde durduğunu gören hangi baba gurur duymaz çocuyla? İşte bu güzel gelişmeler bir çok kesimi çok rahatsız ediyor. Edecek elbette... Böyle durumda aklıma ister istemez Domestos reklamındaki mikroplar geliyor:P -araya reklam da almış bulunuyorum- 
Demek ki neymiş efendim...
Meyveli ağacı taşlarlarmış...
Taşlasınlar da bari düşen meyvelerden de yesinler bakalım...
Ama uyarıyorum bu rejim düşmanlarını! 
Bu meyveler midenize oturur ve de daha neler neler yapar... Bence yemeden önce biraz düşünün tabii varsa beyniniz..
Haydi kızlar okula! 
Sizler okula gittikçe karanlıklar aydınlanıyor!

2 yorum:

Oya Kayacan dedi ki...

Şirin'ciğim, reklamları arttır! Ben bütün bu olanları okurken sıkça mola verip gülüyorum. "Son gülen iyi güler," derlerse de gülmeye daha erken bir yerlerden başlamak gerek.

esintiler... dedi ki...

Gülmek şu anda yapılacak en güzel eylem galiba Annoya... Evet bence de gülmeli:) Biz böyleyiz ya işte...ne derlerse desinler...