Cuma, Ocak 18, 2008

Bloguma konuk etmekten şeref duyduğum kadın!


Ben burada kolay kolay alıntı alıp yayınlamam... Link veriyorum konuyla ilgili olarak ama kopyala yapıştır yapmamıştım bugüne kadar... Ancak sabahtan beri yazdım sildim, yazdım sildim... Sonra baktım tüm dile getirmek istediklerimi kaleme döken Mine Kırıkkanat'ın yazısını okudum. Gece olmasını bekledim. Neden derseniz bu yazı bir gaztede yayınlanan köşe yazısı. İlkesel olarak böyle düşündüm. Bu saatten sonra gazelerin artık iadede olduğunu hesaplayarak artık arşiv yazısı niteliği kazandığına hükmederek yazıyı bloguma taşımaya karar verdim içime sine sine.
Kalemi sağlık Mine Kırıkkanat!



KURTULMAK İÇİN BOĞULMAK
Bütün savaşların siyasal ve ideolojik simgeleri vardır. Zaten silahlı ya da külahlı savaşlar öncesi, sırası ve sonrasında, simgeler de savaştırılır. Örneğin, laik cumhuriyetçilerle, dinci faşistler arasındaki İspanya İç Savaşı sadece üç yıl sürmesine karşın (1936-1939), sembollerin savaşı hiç bitmemiş, 1 Ocak 2008’de yürürlüğe giren “Tarihin Belleği” yasası, bu simgesel savaşın sadece galiplerle mağlupların yer değiştirdiği devamından ibarettir. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İspanya’da elini hararetle sıktığı İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero’nun dedesi İspanyol faşistleri falanjistler tarafından idam edilmiş Cumhuriyetçi bir yüzbaşı olup, kendisi de gençken komünistti, şimdi sosyalist.

***

Zapatero, sosyalist PSOE hükümetinin başında iktidara geldiğinden beri İspanya’nın hem Frankist geçmişinden hesap soruyor, hem de yardakçısı Katolik Kilisesi’nden intikam alıyor. İspanyol parlamentosu, 22 maddelik “Tarihin Belleği” yasasını tam üç yıl tartıştı. Türkiye’deki AKP’nin benzeri mümin muhafazakâr Partido Popular ve Başkanı Aznar’ın “ret” oyu kullandığı yasa aralıkta kabul edildi, 1 Ocak 2008’de yürürlüğe girdi. Bu yasayla 1939-1975 yılları arasındaki Frankist rejim gayrimeşru ilan edildi, yasanın 15. maddesiyle bu tarih aralığında kullanılan ve ne tesadüf, hemen hepsinde dine vurgu yapılan bütün siyasal semboller yasaklandı. İşte bizim Başbakan, böyle bir ülkeden soruyordu, “Siyasal simgelerin yasaklandığı nerede görülmüş?” diye...Farkındaysanız, Sayın Başbakan’ın Cumhurbaşkanı Sarkozy’yle arası olmadığından, Fransa’daki başta türban/tesettür, çok kapsamlı dinsel ve siyasal yasaklardan, falan söz etmiyorum. Pek sevip anlaştığı Zapatero’nun sembol yasaklarından örnek veriyorum. Ama Başbakan Erdoğan ve AKP hükümetine Hristiyan Batı’dan çok, Müslüman Doğu’da yasaklı siyasal sembollerden söz etmek gerekir, belki daha iyi anlarlar:
***Örneğin İslamiyet dışında herhangi bir dinden mabede ve duaya izin verilmeyen Suudi Arabistan’da kolye olarak bile Haç, Yahudi yıldızı, şahsi eşya olarak bile İncil, Tevrat, Meryem Ana ya da İsa figürü ve zaten İslamiyet’ten başka tüm dinlerin sembolleri “siyaseten” yasaklıdır. Turist Hristiyan kadınları bile tesettüre zorunlu kılan Suudi Arabistan’da “başı açık kadınlık” siyasal bir sembol ve yasaklıdır!Ya İran’da? Baş örtüsü kaymış, kolu bacağı görünüyor diye dövülen kadınlar ve hatta sarığı düşen mollalar için “açık baş”, başta politikacılar tüm erkek zevatın “Batıyı” çağrıştırdığı için takamadığı “kravat”, giyemedikleri “yakalı gömlek”, yasaklı semboller değil de nedir?

***


Zaten İslam ülkelerindeki siyasal sembol yasaklarını sıralamak için, Batı demokrasilerindeki siyasal, dinsel, sosyal, hatta reklam ve moda sembol armadasının yarısını saymak gerekir. Ve Sayın Başbakan okumasa bile bilir ki, nerede kadının baş örtüsü siyasal sembol haline geldiyse, orada hızla “açık baş” yasaklanmış, ancak kadınla birlikte hem özgürlükler bitmiştir, hem de demokrasi. Çünkü kadınların başını “din emrediyor” diye kapatmak, faşizmdir.Zaten siyasal sembollere de en çok faşist rejimlerin ihtiyacı vardır. Çünkü ayrımcılığa dayanır ve ayrımcılıktan beslenirler. Hitler rejimi de Yahudileri ilk bakışta tanıyabilmek için yakalarına Sarı Yıldız taktırmış, sonra Sarı Yıldız taşıyanları ölüm kamplarına göndermiştir.Ama Tarih, yenenin dönüp yenildiği, yenilenin dönüp yendiği bir burgudur. Bugün Almanya’da Gamalı Haç, İspanya’da Frankist semboller yasaklı. İran da artık sonuna yaklaşan din faşizminden kurtulduğu anda, emin olabilirsiniz ki tesettür yasaklanacak ve İranlılar, meydanlarda yakacaklar çarşafları, cüppeleri, sarıkları. Buyrun, Sayın Başbakan, buyrun Sayın Bahçeli, kadın başına konulan yasağı yaygınlaştırın, tesettüre geçit verin üniversitelerde. Üç yaşındaki bebelerin türbanlandığı Türkiye’de, elbette hızla “açık baş” yasağına varır bu iş ve çok doğru yapıyorsunuz ! Çünkü Türkiye’nin yarın özgür soluk alabilmesi için bugün çağ dışılıkta boğulması gerekiyor.

1 yorum:

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

geçen gece bir açık oturuma telefonla katıldı.Artık türban yasası çıksın istiyorum diyordu. Çıksın ki görsünler gözleriyle olabilecek her şeyi. Bir şeye madem gözümüzle görmeden inanmıyoruz. Çok doğru ben ce de dibe vurmadan yüze çıkamayacağız , anlaşıldı. Sevgiler size