Perşembe, Eylül 06, 2007

DÜNYA TENORUNU KAYBETTİ!


Artık O da yok! Belki de daha çok! Çoklukların yokluğunda kaybolmak yerine hiçliğe karışıp sonsuza kadar varolmak da olabilir gitmesi gibi görünen ölüm... DÜNYA O’nu unutmayacak asla... Sana mı güle güle demek biz sıradanlara mı güle güle demek bilemiyorum... Çünkü her şeyinle varolabilmişler asla yok olup gitmezler... Gidenler bizleriz aslında... “Pavarrotti öldü” diye üzülürüz... Oysa Pavarotti ve de gibileri asla ölmeyecekler... Hep yok satacaklar gelecek yıllarda... Sesleri, görüntüleri, tüm yaşamları uzun zaman dilimleri içinde saklanacak... Demek ki yok olup gitmeyecek... Yok olup gitmemek tabii ki çok güzel meziyetli insanlara has bir durum değil... Kötüye örnek istersek BUSH’da yok olup gitmeyecek asla dünya belleğinden... Hep bir beyaz canavar olarak görüntüsü kalacak dünya tarihinde... Oysa güzel şeyler bırakıp da ardında öylesine gidermiş gibi yaptı Pavarrotti... Yokluklara, açlıklığa, savaşa da karşı çıktı ve de savaştı sanatçı kişiliği ile! Boşa beleşe yaşamadı bu dünyada asla...
Biz O’nu daha baştan elemişiz ya:( Nasıl olduysa olmuş Ankara Devlet Konservatuarı’na öğrenci olarak gelmiş daha gençliğinin başında Luciano Pavarotti... “Senden bişi olmaz, güle güle!” demişler! Babam da aynı okulun tiyaro bölümünden başka nedenlerle ayrılmıştı... Bu yüzden bu konu oldukça ilgimi çekmişti duyduğumda..Babamla hem yaşdaş hem okuldaştı... Üstelik ilk kez babamdan duyduğum opera parçalarını, aryalarını yıllar sonra babam yerine aynı tatda ancak O’ndan dinlemiştim... Aslında bir bakıma belki de babamı dinliyordum Pavarrotti’yi dinlerken... Bu yüzden mi sevdim bilemiyorum... Ama şu anda kabul edilen o ki; Pavarotti dünyanın gelmiş geçmiş en iyi tenoru! Bu gerçeği dünya kabul etmiş ama insan denen varlığı ancak sürü olarak görebilen ülkemiz eğitim sistemi böyle bir değeri ne yazık ki hiç sayıp küstürüp ülkesine yollamış... Aslında iyi ki de yollamış... Ya Pavarotti Türk olsaydı da konservatuardan kapı dışarı edildiğinde Ticaret Lisesine gidip orada eğitim alsaydı... Sıradan bir memur olarak ömrü hayatını ziyan etseydi... Şimdi emekli maaşıyla geçinmek zorunda kalan ve de devlet hastanesinde son bulan bir yaşamı olacaktı... Şanslıymış! İtalyanmış! Değerini bilmiş ülkesi... O da çok ama çok uğraş vermiş geldiği noktaya çıkabilmek için doğrusu... Ancak buradaki milliyet farkına dikkat çekmek istiyorum... Sanata değer veren toplumlardan büyük sanatçılar çıkar... Dünya Sanat Tarihi’nde yerlerini alırlar... Ve bu sanatçılar içinden çıktıkları toplumları da yükseklere taşırlar... Al gülüm ver gülüm... Bizlerde ise ne kadar selülitli isen o kadar sanatçısın(!) Kavram bu... Nereden geldim buraya böyle ben... Ama içimde yaradır nedense... Kibariye gibi bir sesi dünya insanına tanıtamıyorsak bu bizim devletimizin ayıbır... Neden derseniz? Bu kadın zaten doğuştan sistem dışıdır... Okuma yazma bilmesi dahi önemsenmemiştir... Ama çocuk yaşta ailesine ekmek getirmek zorunda kalmıştır... Önce tarlalarda ırgat olmuş sonra pavyonlarda şarkıcı... Nasıl olduysa “Kimbilir” şarkısı ile Türkiye O’nu tanımış ve sevmiştir... Değerini bilmiştir halk O’nun... Kazanmış kazandırmıştır da... Ama devlet ne yapmıştır bu aşamadan sonra! Benim takıldığım nokta burada... Yahu bu vatandaşı yok saydın doğduğundan beri ama para kazanadığında hemen tanırsın vergi almak için...Tamam! Vergi kutsaldır! Pekiyi de bu sanatçının varlığının eşsizliğini denetleyecek bir birim yok mu bu ülkede... Böyle bir değeri MADE İN TURKIYE diye pazarlayacak bir mantık? Yok! Bu kadının sesinin oktavında kaç kadın vokal var acaba dünyada?
Yaaa nerden nereye!
“Pavarotti öldü” yazıyor haberlerde...
Pavarotti ölmez, biz ölürüz...
Biz gideceğiz bir gün ama Pavarotti hep bir SES olarak kalacak baki kalan bu kubbede!
Güle güle bize Pavarotti!

2 yorum:

dilara45 dedi ki...

evet arkadaşım,gelenler gidiyorlar...katılıyorum tüm söylediklerine kıymet bilmez ülkemiz,kim olursa olsun...adına ne dersen de,ister eğitim sistemi,ister başka bir şey,asla değişmiyor...sevgiler...

nazar dedi ki...

Kıymetini bilmediğimiz nice değerlerim yok olup gidiyor...
Herkes Pavarotti gibi önü açık değil malesef...
Bizlerde önünü açsak bile; öyle bir hazımsızlık varki; bir süre sonra olmadık işlerde, olmadık uğraşlarda görüyoruz...
Ünü ve parayı hazmedemiyoruz, taşıyamıyoruz...
hoşçakal ...