Perşembe, Ağustos 30, 2007

İstanbul'dan Süreyya geçti!


Bir gün çıkıp da geliverdi Süreyyam İstanbul’a... Taksim’de sözleştik öğle öncesi bi saatte... Tam randevu saatine göre kendimi ayarlamışken küçük oğlum telefon etti... Kameranın upuzun kablosu evde kalmış... “Lütfen onu da getir, arkadaşıma ver” dedi. Elimde poşet, içinde kablo... Önce Ağa Caminin önündeki kablo randevuma gittim.. Kabloyu verdikten sonra heyecan ve de merakla Süreyya ile buluşacağımız noktaya doğru hızlandım... Nasıl tanıyacağım ben şimdi? Üstüne ne giyecektin falan sorsaydım keşke... Bunları düşünerek yürümeye devam ettim... İşte Süreyya... Bana hiç ama hiç yabancı değil... Başka yöne bakmakta...Yanına yanaştım...
-Merhaba Süreyya!
-Merhaba Şirinem!
Yahu ne gerek var bunca endişeye... Ben tanıyormuşum zaten Süreyya’yı:)
Sanki doğduğumdan beri hep O’nunla imişim gibi bir hisle doldum yanında...
Sıfır yabancılık duygusu...Hani bir geri çekil de bak...Kim bu kadın diye... Yalnızca gözlüklerini çıkartmasını istedim hemen... Çıkarttı! Bir bakış ki sevgi dolu... Kala kaldım... Böyle güzel bakan insan neden kara güneş gözlüğü takar diye geçirdim içimden... Sonra da bu sıcak ve güneşte haksızlık yaptığımı düşündüm Süreyya’ya... Konuşarak akıverdik birden İstiklâl’in kalabalığına... Hem konuştuk hem yürüdük... Sanki dakikalar önce birbirlerini ilk kez gören biz değildik... Yılların verdiği bir büyük alışkanlıkla sevgiyle dostlukla yürüyorduk yanyana... İstiklâl tavaf edildikten sonra çok da zamanımızı kaybetmemek için hemen Adalar’a gitmeye karar verdik... Birkaç dakika içinde Kabataş’a varmıştık bile...
Ada vapuru artık ne yandan çarklı ne de bayraklar donanmış cafcaflı... Ama ardımızda bembeyaz köpükler ve de İstanbul’u bırakarak vardık Adalar’a... Hava yağdı yağacak gibi sanki... Ne gam... Öyle güzel bir havaydı ki... Serin bir günde gezmek güzeldir her zaman... Ama yanımda Süreyya ile gezmek başka güzel... Güzel bakan güzel görürmüş derler ya... İşte Süreyya’da güzel bakıyordu İstanbul’a... Öyle güzel gördü İstanbul’u... Ben İstanbul’a değil Süreyya’ya baktım gün boyunca... İstanbul’u ilk kez görüp gözlemleyen Süreyya’yı izlemek daha ilginç geldi... Baktım ben dışında kaldım olayın... İstanbul Süreyya’yı, Süreyya İstanbul’u öyle bir anlıyordu ki... Sanki yüzyıllardır tanışıyor gibiydiler... Belki de tanışıyorlardır da Süreyya bilmiyor bunu... Hangi zamanların birinde belki de buralardaydı da bugün onun için yabancılaşmadı... İstanbul’da tanıdı O’nu besbelli... Ah benim fantazilerim... Yazmasam olmaz... Olabilir yani... Neden olmasın? Sanki yaşamın tüm sırlarını çözdük mü? Nerden gelip nereye gideriz? Çok mu biliriz? Benim ki de bir düşünce... İsteyen alır koyar bi kenara isteyen savurur atar... Amma ben şunu gördüm ki İstanbul Süreyya’yı, Süreyya İstanbul’u çok ama çok iyi tanıyor... Üstelik birbirlerini çok da seviyorlardı... İstanbul söyledi bana Süreyya: “Bir daha, bir daha gelsin” diye... Elçiye zeval olmaz!

8 yorum:

sureyyam dedi ki...

Ne diyebilirim bu kadar güzel anlatılır bir gün, senden biraz kopya çeksemde yaşanan günün ikimiz yaşadık benzeyen cümleler var ama benim gördüğüm harika bir Şirinem, kocaman yüreğinle sıcacık gülüşünle buradaki o sert duruşunun altındaki o farklı Şirinem.. ya sen ne sugar bir hatunsun öyle.. bende anlattım.. birde benden dinle günü... sevgiler sana ve yakışıklılarına...

nazar dedi ki...

Her ikinizi de kutlarım...
Sağlam ve upuzun bir dostluğunuz olsun, ömür boyu sürsün...

İstanbul Süreyya'yı eskiden tanırmıydı bilmem ama, ikinizin birbirinizi tanıdığı kesin..

hoşçakal, nice dostluklara

esintiler... dedi ki...

Nazarcığım;
Seni de bekliyor İstanbul biliyorsun:)))
Eğer seni İstanbul'a aşık edemezsem gözüm açık giderim...

aytug dedi ki...

Anladığım kadarıyla yazınızda güzel bir dostluğu vurgulamışsınız, fakat yazınızı 3 defa okumama rağmen,anlattığınız dosluk istemeden ikinci planda kaldı,nedendir bilmem İstanbul a olan dostluk daha ilgi çekici geldi. Hemde ailece. Saygılar

NAZLICA dedi ki...

Nasıl da mutu oldum ikinizin adına Şirinciğim. Ne iyi etmişsiniz. Bizler için yeni arkadaş, dost bulmak oldukça zor. Blog işini bunun için de çok seviyorum.Rengarenk insanlar, duygular, dostlar, arkadaşlar... Ömür boyu sürsün. Çok öpüyorum.

Sonja dedi ki...

Ben Istanbul´u falan hic okumadim. Ben sanki puslu bir camin arkasindan gözlerim nemli bu bulusmayiyi izledim.

Sirinem size ilk mesajim. Ama Süreyyam cok iyi dostumdur. Sizide bulusmaniz hakkindaki yazidan tanidim.

Harika birgün gecirdiginizden hic süphem yok. Her ikinizi de kutluyor, mutlu ve güzel dostlugunuzun ömürboyu sürmesini diliyorum...

Acaba birgün bende Süreyyam´a kavusabilecek onu yakindan görebilecekmiyim?

Sonsuz selam ve sevgilerimle.
Stuttgart´tan Sonja...

esintiler... dedi ki...

Süreyya'ya ulaşmak çok kolay aslında Sonja!:) Eğer yazdıklarını duyabiliyorsan görüyorsun da o kişi aslında... Ben bu yüzden hiç daha önce görmemişim gibi hissetmedim ya Süreyya'yı... Çünkü tanıyordum... Hani bir gün ola ki karşıma Yahya Kemal çıkar:))Koşar giderim yanına... Girerim hiç çekinmeden koluna... Söylerim aklıma gelen mısralarını... Hiç çekinmem... Böyle galiba bazı dostluklar:)))

dilara45 dedi ki...

nice güzel gezmelere ...devamı da gelir inşaallah Şirinim.çok güzel anlatmışsın imrendim doğrusu...sevgiler