Cumartesi, Temmuz 28, 2007

Yalnızlar rıhtımında yine....

Artık haftası oldu seçimin... Yasımı bitiriyorum! Yeter bu kadar yas tuttuğum! Tüm ruhumu, bedenmi, esir aldı olumsuzluk... Bir ben miyim? Hayır aslında o kadar çokuz ki... Ama hep tek başına olmamızdan aslında birey olmamızdan bu acılarıları tek çekmemiz... Sürü olanlar daha seçim gecesi böğürerek kutladılar(!) neyi kutladılarsa?
Vatan topraklarının hergün satışını?
Hergün genç fidanlarımızı her gün bu vatan topraklarına şehit vermeyi?
"Babalar gibi satarım diyenleri" baş tacı etmeyi?
Deliğe süpürülmeden kullanılan başbakanlarını?
Maaşlara zam deyince IMF'e sığınan ama yandaşlarına gelince tüm kaynaklarımızı yağma edenleri?
PKK kamplarından TBMM salonlarına gelenleri mi?
Ben kaybetmedim bu seçimden... Kaybedenlerin ne kadar çoğaldığını görmekti belki de acı olan, yas tutturan... Demokrasi kılıfı altında kitlelerin köle olarak kullanılmasının en net açık örneği oldu bu seçim... Bu seçim eminim ki dünya tarihine de zaman içinde "çarptırılmış demokrasi"ye örnek olacak! Bu demek değildir ki demokrasiye inacım sıfırlandı... Aksine gerçek demokrasiye ulaşabilmek için neler eksikmiş onları görebiliyor insan...
Eğitim, eğitim, eğitim...
Ama nasıl eğitim...
Bu kafalarda bu düzeye eğitimle geldiler ne yazık ki... Ülkenin tüm köşlerine sızdılar... Tersine eğitim sistemi uyguladılar... Bilimden sanattan uzak... Kölelik eğitimi... Tıpkı sirk hayvanlarını eğitir gibi dini bir araç olarak kullandılar... Halkın inançlarını kendilerine yöneltiler ve büyük hipnoz başladı... Saflar da var aralarında uyanıklarda... Kimileri günün adamları... Gün bugündür, işime bakarım diyenler de var... Bugün AKP'nin yanında yarın başka partiden çıkar türden olanlar... İsim saysam blog yetmez, en iyisi mi boş vereyim bu tarafı...
Evet ne demiştim... Demokrasiye gden yolun birinci koşulu eğitim...Bu yüzden bence demokrasiden önce eğitimde devrim yapmak gerekiyor... Kanlı mı olurrrrrrrr, kansız mı? Bilemem:))) Bence nasıl olursa olsun artık... Gelecek nesillerin kurtuluşu için ne gerekiyorsa o olmalı... Burası Finlandiya olmadığına göre... ( Finlandiya bilindiği üzere kalkınma için bi ara tüm bütçesini 10 yıl gibi bir süre eğitime ayırıyor! ve ülke kalkınıyor!) Bizde ne Finlandiyalı var ne burası Finlandiya... Biz kimiz? Dünyada ilk düzenli ordu kurmuş askeri dehaya sahip bir ırkız! Bence biz bu işi güzel hallederiz hipnoz olamamış beyinlerle... Öyle karşımıza AB; ABD ve de Soroscu yaratıkları muhatap almadan derdimizi dökebilsek sorun hallolacak aslında... Ama her adımda "aman ha demokrasi'ye basma" tehditleri alıyoruz... Basıyorum artık demokarsinize! Bu sizin demokrasisiniz, benim değil...
Biliyorum ki uyanacağız yakında!
(Not: Fotodaki kız bir İranlı! Ne yazık ülkesinde bulamadığı özgürlüğü başka ülkelerde arıyor!)

2 yorum:

nazar dedi ki...

Şirirncim;
Malesef bizlerin sonuda tıpkı iran, ırak gibi oolacak gibi...
Umarım bizler yanılıyoruzdur.
Ama şu gerçekki, Aziz nesini ispatlamak için o orana doğru gidiyorlar...
İşin kötüsü hepimiz yanarız, kimse kurtulamaz...
Sen sıkma canını, Demek herşey dört dörtlükmüş de bizler farketmemişiz...
Geçen bir yerde okudum, bana çok önemli geldi, unesco İstanbul u dünya mirası listesinden çıkarıyormuş. İnan çok üzüldüm, yıllardır, İstanbulun içine ettiler... BOŞVERRRR bu konu hiç bitmez... Her kılığa girip canımıza okuyorlar,
hoşçakal...

Aytug'un kızı dedi ki...

Hiç merak etmeyin güvencemiz Askerlerimiz var Ordumuz gerektiğinde müdehale etmekten çekineceğini zannetmiyorum bizde bu sonuçlara üzüldük ama şimdilik yapacağımız bir şey yok bizim halkımız çok saf çok iyi niyetli, biz toplum olarak böyleyiz.Ufak tefek şeyler bizi mutlu ediyor ama ya kaçırdıklarımız,ulaşmamıza müsaade etmedikleri,bizim halkımız bunları bilmediği için elindekini bütün Dünya sı zannediyor. Zaman gelecek uyanacaklar ama o zaman da çok geç olacak.