Çarşamba, Mayıs 23, 2007

Yaza yaza, yaz geldi.....

Artık yaz zamanı... Sıcakladık iyiden iyiye... Mayıs sonu yaz demek oluyor artık... Küresel ısınmayla birlikte artık çok yakında tüm mevsimlerimiz yaz olacak gibi... "Bıkmak" ne kelime öleceğiz artık Yaz'dan... Susuzluktan kuraklıktan kırılacağız biliminsanlarının dediğine göre... Suyu dikkatli kullanın diyorlar ya bugünlerde yakında böyle bir sorun da kalmayacak... Su kalmayacak demek ki... Şimdiden düşünüyorum... Artık saksı çiçeği almasam mı eve? Yazık olacak oncağızlara... Su olamayınca ölecekler besbelli... Niçin ölmelerine neden olayım... En iyisi susuzluğa dayanan bitkillerle yaşamak galiba... Sardunyalar ve kaktüsler sussuzluğu hiç de takmazlar...Hiç müdanaları yoktur sizlere... Su verseniz de vermeseniz de açarlar çiçeklerini Sardunyalar... Hatta susuz kaldıklarında daha da çok çiçek açarlar... Yine de su gerekiyor...
Ya hayvanlar ne yapacak bu kadar susuzlukta?

Ya kuşlarım? Ne yaparlar susuz? Kuşlarım dediğim güvercinler, kumrular ve de serçeler... Artık onlarla yazlık yaşamımız başlamış bukunmakta... Sezonu açtık bile... Balkonu işgâl ettikleri yetmezmiş gibi artık evin içine de giriyorlar güzel güzel... Sabah kahvaltılarımda hiç yanlız bırakmazlar beni... Yemek masasının altında gezer dururlar... Yaz günleri çok bunalırlarsa sıcaktan salonun koyu perdeleri ile gölgelenmiş ortamına (hiç de sormadan bana) kapak atarlar... Severler serin köşelerini evin... Ben de paylaşmaktan zevk alıyorum aslında onlarla evi... Belki de gerçekten onlara ait bu ev, biz misafiriz... Bir de kumruların guguklamalarını dinlerim ki... İşte beni benden alan bir haldir o!
Daha küçücükken dedemin evinde cam kenarına gelen kumrulara yem verirdik... Yem bulamadıklarında başlarlardı guguklamaya... Haminnem artık -Üsküdâr'a gelin gittiğinden midir nedir- başlardı yine...
-Bak duyuyor musunuz? "Üsküdâra gidelim! Üsküdâr'a gidelim!" diyorlar...
Çok üzülürdüm... :(
-Madem Üsküdâr'a gitmek istiyorlar gitsinler...
-Ah! derdi haminnem... Kumruların anavatanı Üsküdârmış... Vakti zamanında sandalcılarla gele gide bu kıyıya geçmişler... Denizi geçip de bu kıyıya geçenlerin yavruları bir daha asla karşı kıyıya geçemişler... Korkmuşlar denizden... Buralarda kalakalmışlar... Şimdi vatanları akıllarına düştükçe sızlanır dururlarmış böyle: "Üsküdâr'a gidelim, Üsküdâr'a gidelim..."
Tam bir efsane... İnanırdık çocuk yüreğiyle... Daha nelere inanırdık nelere...
Böyle böyle hayvanları çiçekleri doğayı dinlemeyi öğrettiler bizlere bizim aile büyüklerimiz... İyi ki de böyle davranmışlar mı demeliyim yoksa keşke böyle yetiştirmeselerdi diye kahrolmalı mıyım? Her orman yangını haberi aldığımda kulaklarıma ağaçların kuşların türlü canlıların çığlıkları dolar... Katlanılmaz acılar verir insana bu hâl... Bu kadar her canlının-ne canlısı cansızların bile- seslerini duymaya inamak zor bir durum...
Çocuk yüreğimize, körpe yüreğimize yazılanlar bizle birlikte büyüyor... Kimileri tam tersi duygular yazıyor çocuk yüreklere... Kedi gördün mü "pist" dersin, tekme atarsın... Köpek gördün mü "hoşt"dersin kovalarsın... Çok zordur artık değişmek her bir durum içinde...
Geçenlerde bir arkadaşımın bahçesinde oturup çay içmekteyken tanıdıkları geldi... Arkadaşımın bahçede bakmakta olduğu kediler gelen kadının yanındaki küçük kızı adeta krizlere soktu... Kasıldı küçük kız... Oysa kedi kızdan çok uzak duruyordu... Uzaklaştırdım kediyi bahçenin bir köşesine... Kedi de ona yiyecek vereceğimi sanıp bacaklarıma tırmanmaya başladı.. Kız uzaktan bu durumu görüp iyice kasıldı... "Gidelim anne ne olur" diye yalvarmaya başladı.. Anne ise umursamaz bile tavır içindeydi.. Kızının durumu çok kötü... Bu çocuk böyle yaşam boyu kedilerden köpeklerden korkarak mı büyüyecek? "Neden bir şeyler yapmıyorsunuz" dedim... "Kedilere pist demekle sorun çözülecek mi?" Yarım bir insan olacak bu kız büyüyünce... Düşünün her kedi köpek gördüğünde böyle ürperen insanları... Nasıl çekilmez bir durum... Ya hayvancıklar ne halde bu insanların bulunduğu ortamda? Bence kimse bu duruma boş ver dememeli... Bu insanların aslında hasta olduğunu bu davranışın bir seçenek olmadığını açıkça belitmek gerek... Herkes kedilere köpeklere sarılıp da mucuk mucuk yapsın demek değil istediğim.. Ama hayvanları gördüklerinde bu kadar aşırı tepki veriyorsa küçük bir kız, bu korkuyla büyüdüğünde hem kendine hem topluma zarar verecek yaşam boyu... Düşünün itlâf ekiplerine gönüllü bir destekçi olacak büyüdüğünde... Bunu gördüğümde kanım buz kesiliyor...
Böyle insanlar yüzünden kapımın önüne bi kap su koyamıyorum içi yanmış kedilere köpeklere... Koyuyorum ama çok değil, beş dakika içinde tekmelenmiş oluyor... Hem de kocaman insanlar tarafından.. Bu insanlardan biri de ne yazık ki benim komşularımdan biri... O küçük kız gibi büyümüş, büyütülmüş... Şimdi hem kendine hem doğaya zarar vermekte... Böyle insanlar vardır çokça çevremizde... Hatta ders kitaplarımızda böyle insanlar tarafından yazılmıştır çoğu kez... Küçük oğul daha ilkokul 2. sınıfta farketmişti bu durumu ve de karşı gelmişti... "hayvanları severiz...Çünkü; bize et,süt, yumurta verirler" Mantık budur! Diğerlerini yok edin... Artık köpeklerin bekçiliğine gerek yok ki, alarm sistemleri var... Fareli evlerde yok artık eskisi gibi... Kedileri de yok edelim... Kuşlar... Ne işe yarıyorlar ya? Pislikten başka! Yok edelim... Ağaçlar? Ay şekerim çok sinek yapıyor! Kestirelim şu ağacı...
Susuz günler çok yakında...

Tanrım haklısın! Çok haklısın! İnsanlar bunu fazlasıyla hak ediyor!

1 yorum:

nazar dedi ki...

Bu dünyayı sadece kendimize ait, ve sadece bizim zamanımızdan ibaret sanıyoruz, geçmiş ve geleceği olabileceğini düşünmüyoruz.
Küçükken benide horoz gagalamıştı, çok korkardım, ama aklım erdikçe korkularım da değişti.
hoşçakal