Perşembe, Mart 29, 2007

Bir gün böyle geçti!

Sıradan bir gün nasıl geçer? Sıradan geçer!
Haberlerle başlar gün...
İran elindeki 15 İngiliz askerini evire çevire kullanır... İngiltere her an İran’a saldıracaktır... Yok canım... ABD’li komutana göre İngilizler pek ödlek... ABD’li olsaymış askerler hemen kapışmışlarmış İran'la... İngiliz kadın askerin yazdığı mektup haber bültenlerini süslüyor... Kadın ya! Hem fark ediliyor... Diğer 14 askerden tıs yok... Ellerinde tablodotlar yemek yerken göründüler bir ara... O kadar... Kadın ama asker... Şimdi serbest kalması bekleniyor... Hiç adil değil bence... Erkek olmak mı suç? Hani deriz ya dünya kadınların elinde olsa savaş olmaz diye... Koca bir yalan... Condi kadın değil mi? Çiller kadın değil mi? Margaret Teacher kadın değil mi? Hepsi de savaş istemişlerdir... Demek ki bu işin suçunu ceremesini yalnızca erkeklere yüklemek yanlış... İşte haber izledim böyle oldu... Arkasından kâbusum RTE geldi... Nisan’a ne kaldı şurada... Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşıyor... Memleket gül gülistan sanki... Kimsede tıs yok... Baykal grup toplantılarında hop oturup hop kalkıyor... “Bu adamdan cumhurbaşkanı olmaz!”diye... Nedenlerini de bir bir sıralıyor... Biz Türk halkını da bu işe engel olmaya çağırıyor ama lafta... Nerde CHP’nin düzenlediği bir miting? Ben mi duymadım? Sanki danışıklı dövüş... RTE olmasın da kim olsun? Yahu bunların hangisi bir TC Cumhurbaşkanlığına uygun... Al birini vur ötekine... Durum umutsuz ne yazık ki... Halk üzerine ölü toprağı atılmışcasına sessiz... Belki de atmışlardır hani... Bunlardan herşey beklerim ben... Hepimizi Feto’ya okutmuşlardır... Böyle salak salak durduğumuza göre... Var biz de bir durgunluk?
Cumhuriyet gazetesinin reklam sloganı var ya:”Tehlikenin farkında mısınız?”
Türk halkı yanıt veriyor bir ağızdan, duyuyor musunuz?
“Hayır değiliz, ne tehlikesi ya!”
Yahu altılı bugün kaç verdi?
Seda ile Nihat ne durumda acep?
Ya şu Tamer Karadağlı olayı...
Hemşerim sen bunlardan haber ver...
Bana ne cumhurbaşkanlığı seçiminden... Peh!
İşte haberler bu durumda memleketten...
Alışverişe çıktım bir sürü haller içinde... Marketin kapısında konuşlanan Roman çiçekçi “aman al be bi frizya, için açılsın, gül yüzün asık bugün?”
“İyi ver bi demet bakalım...”
“Kokmuyor ama bunlar... “ Nasıl severim frizyanın kokusunu... Ama kokmuyor... Neyse kokusundan vazgeçtim,
beyazlığının serinletici etkisi yeter dedim... Alışverişimizi yaptık bir demet frizyamla...
Eve döndüğümde daire kapısını açarken karşı komşumun da kapısını açmakta olduğunu farkettim... O da fırından dönmüş... Dertleştik biraz... Hacıdır kendisi... Annem yaşında... Hacıdır ama ben O’na hiç hacı demem... O da öyle dememi hiç istemez benden... Oğlu gelini ve de küçük torunu beş dakika oturup gitmişler...
“Pek sevindim geldiklerine” dedi...
“Ne güzel” dedim..
“Ama hemen kalktılar” dedi.
Küçük torunun dediğine göre aslında doktora gelmişler... De şöyle birkaç dakikalığına da annelerine bakmışlar... çaylarını bile bitirmeden gidivermişler... Pek kırılmış belli...
Elimde frizyalar... Uzatıverdim...
“Bak oğlun getirmiş farz et, al senin olsun bu çiçekler... Gerçi kokmuyorlar ama çok güzeller baksana...”
“Olmaz, sen kendine almışsın onları... “
Israrlarıma dayanamadı, kabul etti...
Aldı eline, sonra kokladı!
“Sen” kokuyor bunlar ne güzel!
“Nasıl ben?”
“Ya basbayağı sen kokuyor!
Nasıl yaptın bunu, mis gibi sen... Ben bunları “sen” diye vazoya koyacağım şimdi...”
Ay sen beni şimdi kurutup çöpe de atarsın...
Hadi yüzüm yine indi...
Bana hiçbir söz iyi gelmiyor bugün?
Ne oldu bana ya?

4 yorum:

sureyyam dedi ki...

Yine... harika bir final yapmışsın...sen kokmak...ne güzel bir cümle değil mi.. ne kadar şiirsel.. duygusal.. içten..kopya çekiyorum... yazında sana dair..yine ince noktalardasın..ne kadar haklısın.. üzerimizde bir miskinlik.. bir uyuşukluk var.. hadi ben triodime bağladım.. ya o troidi olmuyanlar.. size ne oldu değil mi??? aklımdan o kötü düşnceyi kovamaya çalışıyorum.. kanallarda gezerken o bed sesi ile bağırıyordu yine.. hırçın.. kavgacı sesi ile hiç sesinde yurdunu seven insanın hissini duymadım...kokusuz çiçeği sen kokutan kadın...sence... ne etmeli canım ya...sevgi ile...lütfen... iyi ol.. hep derim... kelebeğime.. düşün hastahalerdeki hastaları.. mapustakileri...vs vs... .) sağlıklısın.. tadını çıkar.. canımcım

NAZAR dedi ki...

Yine ingiliz askerlerden girip, karşı komşudan çıkmışsın..
Halkın üstüne ölü toprağı serpilmiş o ayrı, bir de şu var biz niye seçim yapıyoruz, niye muhalepet var. yapılan yanlışlarda beni benim yerine savunsun, beni korusun, beni uyarsın diye...
Baykal'ın yeri sağlam ya, iki de konuştu kendini muhalefet yaptım sanıyor... Adamların her yanı açık, her yerde bin tane yanlışları var, buna rağmen senin yaptığın kadar bile muhaletlik yapamıyor... CHP kendine adam gibi bir lider bulmadıkça, kendine çeki düzen vermedikçe, diktatörlük gibi tek adamla yönetildikçe, meydan ite , kurda kalacaktır...

BAKIYORUM PEK ÇIT KIRILDIMSIN(!)

esintiler... dedi ki...

Süreyyam ya...
Sen benim canım arkadaşım..
Ne güzel anlamışsın...
İşte biz böyleyiz...
Benim komşum bilir benim ne namzada ne nityazda olamdığımı... Ben de bilirim onun hacı olduğunu ama... Hiç karşı değiliz birbirimize... soğansız, yunurtasız kalsak birimizin kapısındayız... Annem o benim... ben de kızıyım kimilerine göre kafirin teki de olsam... O'na bişeyler olsa ben koaşrım hemen kzılarından önce... suyunu ben veririm..ilacını keza... halı yıkar aklınca... bana müdana etmeden... kapıyı kırar girerim içeri alırım halıyı elinden yorgun kalbi yorulmasın diye... öyle severim ben komşumu... ama bizi ayıranlara da lanet okurum... bu halkı inananlar-inanmayanlar diye sınıflayanlara binlerce lanet ederim... bu sessizlik senin tiroidinden de beter be Süreyyam... Bu halkın sessizliği trioit kaynaklı değil seninde belirttiğin gibi... Bu gidişle çarşaf modalarına yeni çarşaf kreasyonlarına alışmalıyız bence:) Gerçi bence ölmeyi yeğlerim ya... Ölüm ölüm bi ölüm... Ama ölceksem bi amacım olsun... Niyazi gibi değil...

esintiler... dedi ki...

Eee nazar!
Sana da yazmalıyım biraz...
bu akşam coştum ben ya!
Doğru dersin de Nazarcığım...
Baykal da ne yapsın? halkda bi hareket yok... Adamlar Danıştay'ı bastı, kan döktü, can aldı...sağolun siz Ankaralılar döküldünüz sokağa...Gösterdiniz tepkiniz... ya başka iller... Başta bizim İstanbul! Ya Utanıyorum ben İstanbul'dan... Nasıl bir tepkisizlik... Ama PK eylemlerinde hiç de geri değil... Şeriat eylemlerinde keza öyle... Bir tek Atatürkçü, ulusalcı yüksek ses görmedim ben İstanbul'da... Diyorum ya ben bi garip İstanbullu... İstilâ olmuş İstanbul... Başka kentlerden de pek ses yok... İzmir'in hakkını yemeyelim bu arada... Gavur İzmir iyi kaledir... Örnek almak gerek... Acaba o kadar zaman kaldı mı?