Pazar, Mayıs 25, 2008

Mayıs sıcağında pazar sabahı...


Yine bir pazar sabahı. Mayıs pazarı. Diğer sabahlardan farkı sadece daha sessiz olması... Şehrin kakafonisi daha azalmış... Okul zilleri çalmıyor, çocukların gülüşleri koşturmacaları yok... Onlar pazar sabahını yataklarında uykuyla güzelleştiryorlar... "Hava soğuk, yatak sıcak" bahanesi yok ama uykuya bahane çok :)Kedi gibi sıcaktan mayışık hallerde kıvrım kıvrım uyurlar şimdi çocuklar.. Ben ise hep böyle arızalı doğmuşum uykuya... Yat uyu işte! Sana kalk diyen mi var... Bebekken de böyleymişim... Uyumazmışım. Sürekli uyanık bi bebek... Çocukluğumu hatırladığım kadar uykuda geçen zamanıma hep acırdım. Evin  en güzel zamanları herkes uykudaykendi bana göre. Pıtır pıtır parmak uçlarımın üstünde gezinir dururdum evin içinde... En büyük zevkimde babamın çalışma masasını karıştırmaktı... Neler yoktu ki orda... Hepsi ilgi alanım nesneler.. Fırçalar, çini mürekkepleri... Değişik boyutlarda kağıtlar... Kuşeler, schöllerler... Bi köşede Bafra sigara paketi dururdu kesinlikle... Üstünde çini mürekkepli fırça denemeleri..
Bazı sigara paketlerinin üstünde şiirleri vardı babamın. Kim bilir feneri hangi meyhanede söndürmüştü dün gece..Elde kadeh varken belli aşka gelmiş döktürmüş bir şeyler gönlünden... Hemen yazıvermiş sigara paketinin üstüne... Ve neler gitti öyle çöpe sigara paketinin üstünde... Yazılmış sözler, değer bilmeyen ellerde çöpe atıldı... Nerden düştüm ben buraya şimdi. Bir sigara paketi demek bana bunu çağrıştırıyor. Tam oldum klinik vaka. Vardır bunların bir anlamı belki ama bendeniz bilmiyorum. belki de babamın yazıp yazıp da çöpe atılmış sözlerini mi arıyoum acaba yıllardır. Yoksa kendi yazamadığım sözlere bahane mi yapıyorum...
Söyleyemediğim ne çok şey var... Sandıkta çeyiz saklar gibi dururlar yüreğimde... Gün gelir dökerim sandığımı belki. Sandığımın kapağını tam açmıştım ki... Sözlerimin gideceği adres karşımda durdu bir an... Ne sanal ne yalan... İşte orda karşımda... Duydu sanki beni satırlarımı yazarken... 
Tabi benim yine nutkum tutuldu. Gitti işte sözlerim... Yine sakladım sandıklara... Gün yüzü göremeden tıktım tıkıştırdım geriisn geriye. Bi ofladılar bi pofladılar sözcükler.
"Al bizi kullan artık" der gibiydiler.
Sanki çoğalıyorlar gibiler aslında söylenmeyen sözler...
Ey Şirin sende akıl olsa? Nerde?
El alem bankaya para, yastık altına altınları saklar..
Sen ise sözler saklarsın gönlünün sandıklarına...
Faizleri nasıl acaba son durumda sözcüklerimin?
Hangi borsa da değer bulur?
Pazar sabahı, mayıs sıcağı ve miskinlik...
Güzel uykular herkese (ben hariç) :))

4 yorum:

Adsız dedi ki...

:) al sana bir uykusuz daha.. erkenden kalk�p pencereyi a�t�m ku� c�v�lt�lar� ve oksajen doldu odama...battaniyeye sar�l�p evde olman�n keydfini �kard�m... sevgiler �irinim..g�r�elim..)

Ben mi kimim :)) sureyyam elbet... o�lu�lara selamlar

esintiler... dedi ki...

Süreyyam!
nerlerdesin? ne alemdesin? sağlığın hakkında da biraz haber verseydin keşke:(( Ama evine döndüğüne göre iyisindir umarım...

beyaz gelincik dedi ki...

biliyor musun şirin,
benim babam da bafra içerdi.
burnumun direği sızladı şimdi,
ışıklar içinde yatsın onlar,
mekanları cennet olsun...
annen yaşıyor mu bilmiyorum ama,
yaşıyorsa sağlıklı yaşlansın inş.
onlar hayata karşı sağlam duran insanlardı.
bizleri de öyle yetiştirdiler,
yaz şirinim ,ben okuyorum sevgiyle ve hep kendimden birşeyler buluyorum yazdıklarında.
sevgiyle...

esintiler... dedi ki...

Evet cennet olsun onalrın yeri Dilaracığım!
Ne çok ortak noktamız var değil mi?
Paylaştıkça yazdıkça ortaya çıkıyor.. Arada kilometrelerde olsa insanları bir araya getiren güzellikte bu herahlde....