Cumartesi, Mart 17, 2007

17 MART


Aylardan Mart, günlerden 17...
Baba! Bugün doğum günün!
Yalnızca doğum günün mü? Aile kurmak için imza attığınız gün...
Hani bizim olmadığımız, tüm aile üyelerinin olduğu resimler var ya... Evlilik gününüz...
Resimlerde herkes var da neden biz yokuz diye çok üzülürdüm küçük bir kızken... Aklımızın erdiği günler gelince bizlerin var edilmesi için çabaların başlamasının günleri olduğu gerçeğini anlamış oldum...

Yıl 2007! Sen yoksun ama yaşam sürüyor yeni sürgünlerde...
Uzun yıllar geçti dünya zamanı ile...
Sen yoksun buralarda...
Belki de varsın; biz göremiyoruz...
Kimileri artık hiç anmıyor seni...
Ben unutmadım... Ne seni, ne sözlerini...
Biraz sitem etsem çok mudur sana doğum gününde ...

Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın!
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın!

Diyorum sana Ümit Yaşar Oğuzcan’ın dizelerinden alıp....
Işıklar yağsın üstüne baba!

4 yorum:

sureyyam dedi ki...

Hani kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlar varya...helede son cümleleri yazdığında gözünden akan yaşları hissettim inan..benimkileride sen hissetmişsindir...çocuklarımdan ayrı kaldığım bir anda..bir köşede sessiz ağlıyordum..Aşamız.. arkadaşlarını çağırmış,kendileri için bir şeyler hazırlayıp müzik dinliyorlardı..babam benim sessizce ağladığımı görünce kardeşime darılmıştı.. ablan ağlıyor.. sen?? diye..haberi yoktu ki benim sessiz ağıtımdan..şunu hissetim inan..anne ve baba..vede kardeşler vede çocuklarımız... ötesi..dışkapının mandalısın..sevgi ile kal.. cadı şirine..:P

Sizin Hiç Babanız Öldü mü?



Sizin hiç babanız öldü mü?

Benim bir kere öldü kör oldum

Yıkadılar aldılar götürdüler

Babamdan ummazdım bunu kör oldum

Siz hiç hamama gittiniz mi?

Ben gittim lambanın biri söndü

Gözümün biri söndü kör oldum

Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak

Şöylelemesine maviydi kör oldum

Taslara gelince hamam taslarına

Taslar pırıl pırıldı ayna gibiydi

Taslarda yüzümün yarısını gördüm

Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü

Yüzümden ummazdım bunu kör oldum

Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?



Cemal Süreya

esintiler... dedi ki...

Bu yorumu yorumsuz bırakamam... Süreyyam... Benim bir arızalı tarafımda zamanında kolay kolay ağlayamamamdı... Ağlamayı zayıflık bellemiştim besbelli... Annem döverken "vur acımıyo ki" derdim... Kadın hırsla daha çok döverdi... Suçlu değisem asla taviz vermezdim...Babam öldüğünde de herkes ağlamam gerektiğini söylemişti... Yaşım 18...Bense emirlere karşı duruşum olsun diye mi nedir ağlama duygumu kilitlemiştim... Ölümünün üçüncü günüydü sanırım şiddetli baş ağrılarım başladı... Ve bu ağlamama durumum tam bir ay sürdü... Arkası daha da ağır geliyor bu durumun... Yıllar içinde ağlamanın da gerekli olduğunu öğrendim... Neden filmlerde ağlarımda kendi acılarımda susarım diye sormaya başladım kendime... Sanal acılar mı daha büyüktür yaşadıklarım mı?
Acını hissetmek bile güzeldir...
Ağlamak güzedir... Eğer dostum benim acımdan acılanıp kendi acısını bana katıp ağlıyorsa daha da güzeldir... Yaşam ne getiriyorsa alıyorum koyuyorum artık cebime... Yok öyle "istemem" falan... Acı da tatlı da bize...
sağol Süreyyyam... Yine söylettin beni...

nazar dedi ki...

iyilerin ömrü az olurmuş. güzel şeyler çabuk bitermiş. malesef seninde böyle olmuş...
hayatının en önemli döneminde bu acıya katlanmak çok acı bir durum.
sana sabır ve metanet, babacığına
nur içinnde yatmasını diliyorum.
eminim o senni bir yerlerden görüyyordur.. hosçaakal

Serpilce dedi ki...

Canım benim,
Şirin'im bugün neler yazmış diye geldim
ama kilitlendim kaldım.
Babacığını ne güzel anlatmışsın okurken çok duygulandım.
Babacığına Allah ranmet eylesin.mekanı cennet olsun.nurlar içinde yatsın.
O çok özlediğini biliyorum ama sana sabırlar diliyorum Allah başka acılar göstermesin canım.