Salı, Ağustos 22, 2006

DOMATES!


Buyrun DOMATES FESTİVALİ'ne....


İmdiii; bu DOMATES var ya bu DOMATES! Sebze mi meyve mi hâlâ tartışılır durur. Güya ABD’de 1893 yılında mahkeme kararıyla sebze olduğuna kara verilmiş. Ama ben hâlâ kararsızım...ABD mahkemeleri beni bağlar mı? Bağlamaz! Bu güzelim Domates’in anavatanı da biliyorsunuz ki AMERİKA kıtası... Genellikle orta ve güney Amerika’da yaşayan bu bitki yıllarca akrabamız Amerikan yerlileri ile güzel güzel geçinip giderken bi gün Kristof Kolomb’un Amerika’yı yanlışlıkla keşfeder.... Afrika’daki yerlilere yapılanları bu defa DOMATES’e yaparlar... Atarlar gemilere; getiriler Avrupa’ya... Zavallım nasıl da şaşırmıştır ilk zamanlar... Acep nereye düştüm derken... Gide gele bu Latinlerle pek hoş olurlar... Latinler de O’nu çok sever... Sevilmeyecek gibi değil kiJ Akdeniz mutfağının da vazgeçilmezidir O!
İlk olarak Peru ve Bolivya dolaylarında sarı sarı bir şekilde gezerken görülmüş... Ardından Meksikalılar daha bi özenle yetiştirip kırmızı haline erişmişler. Bu ilk sarı halinde İtalyan sahillerine inince sarı renginden ötürü O’na “ALTIN ELMA” demişler... Ama utancından pek kızarmış masumum... Amerika’da da ilk olarak Thomas Jefferson DOMATES’e kafayı takmış... Güzelce yetiştirmiş adam...Ama insanlar zehirlidir falan diye uzak durmuşlar bir süre... Bu THOMAS’dan mı sonra TOMATO olmuştur adı acep! Siz de biraz bilgi katın aradaJ Avrupa ise daha anlamlı bulunmuş DOMATES! Avrupalılar kızarmış haline dönüşünce O’na “AŞK ELMASI” demişler... Çok romantik bulmuşlar O’nu çok! Romantik olmak için de bol bol yemişler... Belki de Avrupalılar DOMATES’den sonra ROMANTİZM’i keşfetmişlerdir... BUSH’a da mı yedirsek ne? Belki adam savaş dan mavaşdan vazgeçer; karısınla çiftliğine kapanır... Bak şimdi... Herifin TEXAS’da çiftliği var! Git de çiftliğinle ilgilen di mi ama! Bi de “BUSH ÇİFTLİĞİNE DÖN!” kampanyası mı yapsak? İneklerin eline pankart verip... Ay bugün benim çeneme vurdu... Şimdi ben diyorum ki:

Bu güzel güzeli DOMATES’in nasıl da hakkı yenir... İçim elvermedi... Gezdiğim yemek bloglarına baktığımda Domates’in yalnızca katkı veren bir madde olarak kaldığını gördüm... Eminim ki benim göremediğim bu konuda çalışmış bloglar da vardır... Benim bu DOMATES tutkumu arkadaşım İzmirim’in yeni tarifi iyice depreştirdi. Ben de yemek blogcularını beklemeden böyle bir etkinliğe evsahipliği yapmaya karar verdim. Bu kararı alırken tek dayanağım da canım blogcu arkadaşlarım sizlersiniz... Bu konuda ne kadar becerikli olduğumuzu ortaya koymanın tam zamanı.... DOMATES hakkındaki bilgilerinizi, denemiş ve görüntülenmiş tariflerinizi herkesle paylaşmak ne kadar da yararlı olacak di mi? Zaten her nedense blogcu arkadaşlarımın içinde bildiklerini kendisine saklayanını görmek eşyanın doğasına aykırı... Paylaşmayı bilmeyen blog açamaz ki... Bizim en ortak özelliğimiz de bu! DOMATES’i her mevsim bulabiliyoruz ama bu ağustos ayından başka hangi ayda bu kadar bol ve lezzetli bulabiliriz. Çılgınlar gibi güneş yemiş olur bu ayda DOMATES! Lezzeti de bundandır... Üstelik yapacağımız tarifler daha zaman geçmeden birçoklarımızın DOMATES’in nimetlerinden yaralanmasına fırsat sağlayacak...


Photobucket - Video and Image Hosting


4 yorum:

Oya Kayacan dedi ki...

Çok iyi yaptın Şirin'ciğim. Etkinliğin adı "Domatesin Çekirdeği Kırmızı Kırmızı" olsun mu? Domateslerimizin çekirdekleri ekşi yeşilden tatlı kırmızıya dönene kadar bırakma bu işin peşini. Kolay gelsin sana. Geçen yıl yayınladığım gurme dostum Güven Osma'nın Yeşil Domates Pilakisi tarifini bu etkiinlikte görmek istiyorum.

esintiler... dedi ki...

Beni nasıl mutlu ettin:)) Çocuklar gibi şen oldum! Hocamdan "olur" almak ne demek! Çok güzel!

dory dedi ki...

Domates ve Limon Salatam şeref duyarlar efendim:) Yeni domates tarifleri öğrenmek için etkinliğe katılacakları hevesle bekliyorum. Benim bir de fırınlanmış domates salatam vardır, onu da yapayım bahaneyle...

esintiler... dedi ki...

Teşekkürler Doryciğim!