Pazar, Haziran 23, 2013

Medyaya rağmen "direne direne kazanacağız!"

Medya neymiş anladınız mı ey vatandaşlar!
Özgür basın, özgür televizyon, özgür radyo diye bir şey yok!
Var olsaydı - enazından bir ölçü olsun sizlere ki- hamurunda özünde sanatsal yetenekleri dışında teknik donanım olan  gazetecilik bulunan bendeniz işsiz kalmazdım.
İşsiz kalmam elbette benim seçimim. Çocuklarımı büyüttükten sonra yeniden gelişmiş tüm teknik donanımları toparlatıp çantama çıktım yola ekmek davası uğruna iş aramaya. Anlatsam inanmaz kimseler. Neler gördü bu gözler; neler duydu bu kulaklar.
Çocukluğumda böyle bir ağır ithamlı muhabbetlere maruz kalmıştım sinema ve sahne sanatları yazılarında. Başrol ya da assolistlik için illa ki patronun ya da yönetmenin yatak odasından geçilecek gibi bir ağır kural olduğunu söylenirdi. Bilmem kaçıncı evliliğini yapan Gönül Yazar teyzemizin de özeli basın plajımızda güneş batımı akşam sofralarında sek rakının yanında keyifle yudumlanırdı Menekşe sahillerinde o zamanın basının baronu Erol Simavi ile birlikte. Ama hiç bir zaman aşikâre yazılıp çizilmedi...
Daha çocuk yaşta başladı gazeteciliğim benim... Ana rahmindeki ve daha sonra ki çocukluk yıllarım hariç. Bil fiil başlamam onbeş onaltı yaş arası. Ve hiç tükenmeyen bir zehir olarak girdi kanıma... Anneliğim herşeyden üstün geldi desem de karnımda kucağımda taşırken bebeklerimi ben yazmaya devam ettim tıpkı çizmeye de olduğu gibi... Yarı anne sütü yarı mürekkep yarı karakalem... Ve fonda müzik...
Büyüyünce bebeler artık durmanın kalmanın anlamı yok deyup düştüm yollara.. Nerde tanıdık varsa... Selam sabah... Ne iş olsa yaparım değil ama herşeyden de anlarım işte. O günlerde pek mütevazî idim. Sanki benden binlercesi varmış gibi , sıradalarmış gibi sanıyordum... Köşe yazarım. Haber yaparım. Karikatür çizerim. İlistrasyon yaparım. Sayfa yaparım en âlâsından... Grafik desen anasını satayım her türlüsünü... Photoshop, qarkxpres, freehand, coreldraw... Bir gün yanlışlıkla autocat bile öğrendim.
Çık çık dediler... "çık çık dişlerin bir arada olduğu dilin gelip dişlere çarparak çıkardığı ses"
"Sen işimize yaramazsın" dediler açıkca en sonunda ben "neden ama neden?" dedikçe...
Ben de olmayan bir şey varmış! Varmış işte"herşeyim tamam" desem de...
Çok şükür yokmuş o aradıkları bende diyorum bugün ki medyanın haline bakıp da...
Verilmiş sadakam varmış...
Ama üzülüyorum da gencecik insanların o kucaktan bu kucağa giderek bunu da iş ve kariyerde ilerleme olarak gösterilmesine de...
Bunu da "direne direne kazanacağız!"

2 yorum:

öykü dedi ki...

dönmussun
burdasın

senı ozlemıstım


sirin dedi ki...

Ben de seni özledim oykucugum :)
Teknik problemler yasiyorum. Cepten ulasabiliyorum. Bu bloger bloguma yazabilmem icin bi android uygulamasi koymuyor ki! Yoksa kim tutar beni :)