Pazar, Aralık 18, 2011

Gölgeler güle güle....

Söz verdim kendime... 
Sıkı sıkı tembihledim... "Emi Şirin, emiiii! Tamam mı! Hı?"
Uzunca bir zaman dilimi dilim dilim beni oyaladı durdu... Ha bugün ha yarın olsun derken...
"Tamam be TAMAM!" dedim içimde sese artık... Duysun da rahat etsin içim...
İçimdeki ben bana, dışımdaki ben yine bana... Ve olduk mu bana bana :)
Biraz karmaşık gözükse de vallahi de durum aynen böyle... Hangimizde yok ki bir içimizde bir dışımızda bir ben?
Ve belki de, ve mutlaka da daha başka ben'ler vardır... 
Ah aklıma gönlüme Yunus düştü... 
"Bir ben vardır benden içeri" derken neler neler anlatır da... Biz anlasak ya anlasak...
İşte biz böyle "ben"ler içinde debelenip gider iken aaa bir de bakarız ki karşımızda alaca bulaca gölgeler raks etmekte... Hadi herkesin adına demeyeyim de kendimden yola çıkayım bari... Takılmışım çocukluğumdan beri gölgelerin peşine.. Tabii ki her çıkan gölgenin peşinden değil bu gitmeler... Evde, okulda, işte, aşkta, piknikte... Deniz de yüzerken bile gölge... Bir çizgi çizerken beyaz kartona gölge düşer de işi gücü bırakır yine takılırdım gölgelere... Çayı içerken elimde tutuğum bardağın değil de bardağın gölgesini izlemişim yıllarca... Ne bulacaksam gölgelerden... Oysa bilir de hepimiz bu gerçeği bilmezden geliriz çoğu kez. Gölgeler aslından farklıdır... Asla ASLI GİBİ DEĞİLDİR! 
Çocukluğumda gece elektrikler kesildiğinde gaz lambasının ya da mumum verdiği ışıkla gölge oyunları oynardık. Eğlenirdik çocukça. Zevkliydi elimizi parmaklarımızı halden hale sokup da duvara düşen gölgelerde başka başka haller görmek.. Kuşlar, kurtlar, ormanlar ve daha neler neler... Masalsı bir yolculuktu radyonun suskunluğunun ardından hele de pencere pervazından rüzgârın sesi de fon müziği yapıyorsa değmeyin keyfimize... Ya arkamı güneşe vermiş de yürüyorsam küçücük boyumla aman da aman karşımda gölgem benden uzun... Uzun da ne uzun. Kendimi değil de gölgemi sevmeyeyim de ne yapayım şimdi...
Böyle işte gölgelerle haşır neşir olmak hayatın başlarında... Bu gölgelerle sempatik ilişki zamanla, büyükçe daha sarmal ve içinden çıkılmaz bir hale gelmiş bende... Değer verdiğim çoğu şeyin aslında bir gölgeden ibaret olduğunu anlamam için demek ki büyümek gerekiyormuş. Kimi insan yirmisinde büyür kimsi de seksene merdiven dayasa da daha çocuk kalır ya... Ben kendimi ortalarda bir yerlerde yakaladım gölgelerin peşinden giderken. Bu yüzden daha da büyüdüm diyemiyorum kendime. Daha yolun başındayım galiba... Büyüme safhasının başında... 
Gölgelerin peşinden gitmeden ve hatta tüm gölgeleri yok ederek yürüyorum yolumda...
Hayatımdaki tüm gölgelere güle güle diyorum...
Herkese gölgesiz ve bol ışıklı bir pazar diliyorum...

0 yorum: