Pazar, Ekim 25, 2009

DÜNYAAAAAA DÖNÜYORRRRRRRRRR



Dünya dönüyor sen ne dersen de
Yıllar geçiyor farketmesen de

Değişmiş gördüm bu defa seni
Dertler yıpratmış o şen sesini
Gülen gözlerin gülemez olmuş
Güzel yüzüne çizgiler dolmuş

Ne kadar oldu görüşmeyeli
Eski yaralar depreşmeyeli
Farkında mıydın nasıl da sana
Ben bir zamanlar boşver aldırma

Anladım ki biz eski biz değiliz
O günler geçmiş biz bu gündeyiz
Belki bu gece varmaz sabaha
Oldu olacak doldur bir daha

Sen ne dersen de
Değmez bu dünya
Yıllar geçermiş geçsin
Ruhumuz genç ya

Bendeniz daha ortaokula gider idim bu şarkı piyasaya çıktığında... Suadiye Ortaokulu'nun hem yanındaki kitap-kırtasiye ve de plakçı dükkânında sürekli çalar dururdu. Tüm yorgunluğum ve de zıpırlığımla otobüs durağına vardığımda önce caddenin karşısındaki pastaneden okul çıkışı açlığımı bastırmak için bir parça bişiler atıştırırdım. Ardından otobüs durağındaki öğrenci kalabalığının içine karışır beklemeye başlardım. Hep birlikte belki kaç kere kendimizden geçe geçe hem de ne dalga geçe geçe "dünya dönüyorrrrrrrrr" diye bağırır dururduk... Ne anlamıştık ki sanki hayattan da "yıllar geçermiş geçsin... ruhumuz genç ya" diye inana inana söylerdik. Hâlâ Suadiye'den ve Turşucu Deresi caddesinden geçerken çalar kulaklarımda bu şarkı. Yepyeni bir Nilüfer... O da daha öğrenci o yıllar İtalyan Lisesi'nde... Hem dünya dönerdi o günler hem de başım... Asi mi asi bir öğrenciydim ne yalan söyleyeyim... Etek boyumun başkaları tarafından belirlenmesine de, saçlarımın toplanmasına karar verilmesi de hiç hoşuma gitmezdi. Bir de kartpostal tutkum vardı. Kartpostal da değil biraz daha da gelişmiş bir afiş hastalığı belki de. Ve Tarık Akan. Piyasaya çıkıp da elime geçmemiş bir kartpostalı yoktu.
Bir dönemdi geldi geçti.
Bir şarkıda dönmeye başlayan dünya hâlâ dönüyor sen ne dersen de Şirin!

Hiç yorum yok: