Pazartesi, Temmuz 20, 2009

Sigaramın dumanına sarsam saklasam seni..

Hep uzak durmaya çalıştım ondan. Herkesin elinde cebinde kutu, paket gezerken bana hep uzaktan baktı. Hiç kendime ait görmedim onu nedense.
Babamın gidişinin ardından bana değişik yöntemler önerdiler acıyla baş etmem için sağımdaki solumdakiler. Sağlıklı, sağlıksız diye düşünmeden herkes kendi görüşünü döküveriyordu önüme. Öyle çok önerdiler ki onu. Otlanmak bana uymaz bende paketlenmeliyim dedim ve bir paket alıverdim iş dönüşü vapura binerken. Ertesi gün iş dönüşü öyle kabaca paket taşımayı da kendime uyduramadığımdan şık bir kılıf, yanında da çakmağını aldım. Günlerce sabah akşam vapurun kıç tarafında bir elimde çay, bir elimde o meret gitttim geldim... İçime çektikçe gidenlerimi geri kazanacağım diye bekledim durdum vapur gidedururken... Çevremdeki kurt tiryakiler "alışacaksın alşacaksın" diye tempo tutuyorlardı sanki....
Yürek yangını söneceğine daha da coştu sanki. Baktım ne gidenlerim geliyor, ne bu meret bana arkadaş... Ufak ufak gastrit başladı o günlerde.
Benim gençliğimde çalıştığım ortamlarda öyle kapalı alanlarda içim yasağı falan olmadığından zaten tüm mesaimiz boyunca duman altı durumunda idik. Duman altı olacağıma kendi içtiğimle zehirlenmemin daha iyi(!) olacağını söyler durulardı abilerim ablalarım. Denedim olmadı. Sonuçta baktım benden sadık bir içici olmuyor. Paketin şık kutusunu ve çakmağı iyi bir içiciye armağan verip bu sevdadan vazgeçtim. Ve zaman zaman şu sigara denen merete savaş açtım. Özellikle anne olduktan sonra. Hâlâ yolda, orda burda küçücük çocukların ellerinde büyük keyifle fosur fosur içtiklerini görünce içim kahrolur.
Amma velakin nedendir bilmiyorum sanki bu sigara yasağı bana bir dokunur oldu ki anlatamam. Özellikle vapura bindiğimde o kenarda oturduğumda bir sigara içimi nasıl bir keyiftir. Ya da bir kahvede orta şekerli kallavi bir kahvenin yanında bir sigara da tellendirilimez mi?
Vah vah tiryakilerin haline....
Ben böyle dertlenirsem eğer inanın onların halini düşünmek bile istemiyorum...
Eh be tiryakiler ne olur günde üç beşte kalsaydınız da bu kadar çok tüketmeseydiniz bu mereti.
Söylemesi kolay geliyor bana tabi. Şimdi söylenenler olacaktır -günde bir kaç paket sigara içenler özellikle- "sana ne kolay" tabi diye...
Şimdi işin acı yanı daha ilk günden arkadaş gammazlamalar başladı. Yasağın ilk günü Adana'da bir kahvehanede vatandaşın biri arkadaşlarını sigara içiyorlar diye ihbar etmiş polise. Vah vah...
Umarım olaylar böyle devam edip gitmezde sonunda üçüncü sayfa haberlerinde sigara yasağı ile ilgili acı haberler okumayız.
Bu yüzden yasak ne kadar insan sağlına yararlı olsa da tiryakilerin ruh halini de hesaba katıp insanlarımıza biraz hoşgörü göstermeliyiz. Tüm toplumu eğitmeden bir anda sihirli değnek değdirmiş gibi değiştiremesiniz yasalarla genelgelerle.
Amcamın bir ayağı çukurda, emekli maaşı daha eline geçmeden uçup gidiyor. Kafayı biraz dağıtayım diye köyün kahvesine çıkıvermiş. Yakmış bir cigara tellendiriyor diyelim kışın soba başında... E birde bu işin mevsimsel tarafı var. Şimdi mevsim yaz . Herkes hava sıcak diye açıklarda. Ya kışın ne olacak?
Bir de senin yasağına para mı verecek?
Şimdi...


1 yorum:

Oya Kayacan dedi ki...

Ne desem boş. Biraz bana dokunmayan yılan bin yaşasın havasındayım, onbeş yıl oldu son sigaramı söndüreli. Bir gün dönüp ah vah etmedim. İnanılmaz keyiflere garkoldum hatta. O müsibete nasıl da zaman ayırmışım yıllarca diye hayıflanmadım ama olmasaymış daha iyi oluyormuş meğer. İkinci yanım anarşist Oya'dan yana sıkıntılı. Zorla hiçbirşey şey olmaz, güzellik de olmamalı. İçenlere iki ara bir derede yer gösterilmeli. Gaz odaları gibi ölümcül yerler değil ama geçiş süresinde yaşananlar gibi ;-( Her işi abartıyoruz be canım.